ADANA

Metin Kutusu:  Güneyin sıcak şehri Adana; verimli topraklarıyla, tarihi ve doğal güzellikleriyle, tarım, sanayi ve ticaret merkezi olma özellikleriyle, sanatsal ve kültürel dokusuyla ülkemizin önemli kentlerinden birisidir. 

Adana, Türkiye'nin güneyinde Akdeniz Bölgesi'nin Doğu Akdeniz Bölümü'nde yer alan 14.030 km² yüz ölçümüne ve 1.849.478 nüfusa (2000 sayimi sonuçlari) sahip bir ildir. İlçe sayısı 13 olan Adana'nın 53 Belediyesi,468 köyü bulunmaktadır. Adana ilinin merkezi yine aynı adla anılan Adana kenti olup, Adana ili ve il merkezi Türkiye'nin en önemli tarımsal üretim bölgelerinden olan Çukurova Deltasi'nda yer alır ve esas olarak gelişimi ve ekonomisi tarımsal üretim ve tarıma dayalı endüstri yoğunlukludur. 05.06.1986 tarihinde çıkarılan 3306 sayılı yasa ile Büyükşehir statüsüne kavuşmuştur

      Adana kenti, Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin oluşturduğu Çukurova Deltası'ndan kuzeydeki dağlara doğru hafif bir eğimle yükselen alüvyal dolgu taraçalardan biri üzerinde, denizden yaklaşık 40 km içeride (ve kuzeyde) kurulmuştur. Denizden yüksekliği il merkezinde 23 m'dir. Seyhan nehri, bu düzlükte bir kaç metre gömülmüş geniş bir yatak içinde kentin kuzeyinden güneyine akar. Irmakla kentin kurulduğu düzlük arasındaki düzey farkının azlığından doğan sel baskınları, Seyhan Barajı'nın yapımından sonra hemen hemen ortadan kalkmıştır. Adana kentinin çekirdeğini, sırtını doğuda Seyhan ırmağına dayamış olan Tepebağ yükseltisinin çevresindeki dairesel yerleşim oluşturur. Roma döneminden kalma Taş Köprü, burayı Seyhan'ın sol kıyısına bağlar. Uzun süre orta halli bir taşra kenti özelliğini koruyan, nüfusu 20-30 bini aşamayan Adana; 19. yy'ın ikinci yarısında gelişmeye başladı. Bu gelişme özellikle 1950'den sonra hızlanarak Adana'ya bugünkü büyük kent özelliğini kazandırdı. 1886'da, kent, demir yoluyla Mersin Limanı'na bağlandı. Hicaz demir yolu Birinci Dünya Savaşı yıllarında Torosları aşarak Adana'ya ulaştı. Bu gelişmeler sonucu kent, özellikle 1950'den sonra eski çekirdeğin çevresinde daha çok Kuzey-Batı'daki istasyona ve batıya doğru olmak üzere hızla yayıldı, çekirdek bölümde kimi düzenlemeler yapıldı. Planlı yeni mahalleler kuruldu, geniş caddeler ve parklar açıldı. Bu gelişmeler sırasında büyüme Seyhan'ın sol yakasına taştı. Türkiye'deki kentleşme sürecinin en hızlı olduğu yerleşmelerden biri olan Adana, Akdeniz Bölgesi'nin ticaret, sanayi ve sermaye piyasası bakımlarından en önemli merkezidir. Gelişmiş bir yol şebekesinin kavşak noktası olan Adana'da, havaalanı, çeşitli düzeyde eğitim kurumları, Çukurova Üniversitesi ve Devlet Güzelsanatlar Galerisi vardır.

      Adana şehir merkezine yakın olan Adana Şakirpaşa Havaalanı 1937'de hizmete açıldı. 1988 yılında alana toplam 6646 iniş-kalkış yapılmış, 348592 yolcu taşınmıştır. Adana'dan Ankara, İzmir, Istanbul ve yaz aylarında Almanya'ya düzenli tarifeli uçak seferleri vardır. Adana'nın Karataş ilçesi'nde yeni bir uluslararası havalimanı çalışmaları sürdürülmektedir.

 

 

 

 

 

ADANA'NIN ESKİ TARİHİ

ADANA Taşköprü - ADANA'nın TARİHİ

ESKİ ÇAĞLARDA ADANA

      Tarihi araştırmalardan elde edilen bilgilere göre, Çukurova, Yontma taş Devrinden bu yana yerleşim yeri olmuştur. Çukurova'nın en eski yerleşim merkezlerinden biri Tepebağ Höyüğü ilk çağlardan kalmadır. Höyükte rastlanan surlarla çevrili kent çekirdeği burada Neolitik çağda yaşayan kent dönemine ışık tutmaktadır.
      Tepebağ'ın güneyinde Taş Köprü'nün bitişğinde eski kale yıktırılarak yerine Adana Kalesi yaptırılmıştır. Bu kaleyi daha sonra Mehmet Ali Paşa yıktırmıştır. 1553'te başlayan Ramazanoğulları devrinde, kent oldukça büyümüş bu dönemde Ulucami Tuzzhanı, Yağ Camii gibi eserler yapılmıştır. Adana, Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferinden Osmanlılar'a bağlanmış, 1608'de eyalet olmuştur. Sırasıyla Konya, Malatya, Şam, Halep eyaletlerine bağlı kalmıştır. Bir ara Kıbrıs'tan da idare edilmiş, 1867'de vilayet bundan sonra da Adana Sancaği'nın merkez ilçesi olmuştur. Bu durum Fransız işgaline kadar sürmüştür. İşgal sırasında vilayet merkezi Pozantıya nakledilmiş, işgal sona erince Adana yeniden vilayet merkezi olmuştur. Cumhuriyet, devrinde çok gelişmiştir.

ESKİ ÇAĞLARDA ADANA BÖLGESİNİ EGEMENLİKLERİ ALTINDA BULUNDURAN GURUPLAR
Luvi Krallığı (M.Ö.1900) , Arzava Krallığı (M.Ö. 1500-1333) , Hitit Krallığı (M.Ö. 1900-1200), Kue Krallığı (M.Ö.1190-713), Asur Krallığı (M.Ö. 713-663) , Pers Satraplığı (M.Ö.612-333), Helenistik Dönem (M.Ö. 333-323) Selökidler (M.Ö. 312-133), Korsanlar Dönemi (M.Ö. 178-112), Romalılar (M.Ö.112-M.S. 395)ORTA ÇAĞDA ADANA BÖLGESİNİ EGEMENLİKLERİ ALTINDA BULUNDURAN GRUPLARBizanslılar (M.S. 395-638), İslam Devri, Selçuklular, Ermeni Krallığı

YENİ ÇAĞDA ADANA Mısır Türk Memlukları, Ramazanoğulları, Osmanlılar.
ADANA'NIN İŞGALİ VE KURTULUŞ SAVAŞI      Kayıplara sebep olan I. Dünya Savaşı, siyasi ve
Kahraman Milis Müfrezesi- ADANA'nın TARİHİekonomik üstünlük için birbirleri ile mücadeleye girişen Avrupa devletleri arasında ve Avrupa'da çıkmıştır. Kısa zamanda mücadele bütün kıtalara yayılmış ve Osmanlı imparatorluğu da bu savaşın içine sürüklenmiştir. Sonunda imparatorluk çökmüş toprakları parçalanmış, anayurt bile düşman istilası altında kalmıştır.       Beş cephede birden ve pek çok devlete karşı savaşmak zorunda bırakılan Osmanlı Devleti, Mondros Ateşkes Anlaşması ile imparatorluk topraklarının pek çoğunu düşmana bırakarak çekilmiştir. İşte bu dönemde Suriye cephesinde kalan Türk birliği, o cephede ATATÜRK'ÜN Adana'ya Gelişi- ADANA'nın TARİHİYıldırım Orduları komutanı olarak bulunan Mustafa Kemal idaresinde Halep'e çekilerek, tamamen yok edilmekten kurtarılmıştır. Zamanın sadrazamı İzzet Paşa tarafından, o sırada grup komutanı Liman Von Sanders'ten (Alman Komutanı) elindeki tüm grup komuta ve koordinasyon yetkisini Mustafa Kemal Paşa'ya devretmesi bildirilmiş ve bu devir-teslim işlerini gerçekleştirmek için 31 Ekim 1918'de Mustafa Kemal Paşa Adana'ya gelmiştir. Liman Von Sanders Paşa'nın Yenildik...bizim için her şey bitti sözüne karşılık, yetkiyi teslim alan Mustafa Kemal Paşa Savaş müttefikler için bitmiş olabilir ama bizi ilgilendiren savaş, kendi istiklalimizin savaşı, ancak şimdi başlıyor karşılığını vermiştir.İşte bu sözlerin özetlediği ve vurguladığı mücadele yılları 1922'ye hatta politik anlaşmaların bitimine kadar yani 1923'e kadar sürmüştür.

Toros geçitlerini tutmaya çalışan Bnb.Menil komutasındaki Fransız taburu, milli kuvvetler karşısında tutunamayarak kaçmaya Kurtuluş Savaşına katılan Adana'lılardan toplu bir görüntü - ADANA'nın TARİHİçalışmış, ancak Karaboğazı'nda çevrilerek esir alınmıştır.İşte Fransız taburunu esir alan 40 kişilik Kahraman Milis Müfrezesi Bucak Köyü'nde görülüyor.  Mustafa Kemal Paşa 31 Ekim 1918'de geldiği Adana'da 11 gün kalmış, etrafın ve halkın durumunu inceleyerek bunu Genel Kurmay Başkanlığı'na bildirmiştir. Bu telgraflarda sadece mevcut durum değil, ileriye dönük düşünce ve uyarılar da yer almıştır.İskenderun'a asker çıkararak işgal teşebbüsünde bulunurlarsa ingilizlere ateş açılacağını zamanın hükümet ve başbakanına telgrafla bildiren Mustafa Kemal Paşa, aynı zamanda kendine bağlı kumandalara da benzer bir emir vermiştir. Verilen emre göre denizden İskenderun'a çıkartma yapmak isteyen İngiliz ve Fransızlar'a ateşle karşı konulacaktır.
      Tarihi açıdan bakılacak olursa, Adana'dan verilen bu ilk emir Türk Kurtuluş Savaşı'nın ilk emridir. Nitekim, 15 Mart 1923'te Adana'ya tekrar gelen Mustafa Kemal Paşa bu durunu şu sözleriyle toplum ve tarih önünde kanıtlamıştır: Bende bu vekayiin ilk hiss-i teşebbüsü bu memlekette, bu güzel Adana'da vücut bulmuştur.Adana'dan İstanbul'a gönderilen telgrafların hiçbir olumlu etkisi olmadığı gibi, kısa bir süre sonra Yıldırım Orduları Grubu ve 7. Ordu Karargahı lağvedilmiş ve Mustafa Kemal Paşa İstanbul'a çağrılmıştır. Adanalılar, İstanbul Hükümetinin 23 Kasım 1918 tarihli, Adana ve dolaylarının boşaltılmasını zorunlu kılan kararını büyük tepki ile karşılamışlardır. Durumu protesto eden, böyle bir harekatın yaratacağı vahim hadiseleri vurgulayan bir telgraf dönemin İçişleri Bakanına yollanmıştır. Kısa bir süre sonra işgal kuvvetleri Mersin limanından Çukurova'ya girmiş, tüm kilit noktaları kontrol altına almış ve sonra Adana'yı işgal etmişlerdir. Bu işgal sırasında Türklere ait bütün sembol, arma, işaret ve levhalar yok edilmiş ve sistemli şekilde Türk halkının soykırımı yoluna gidilmiştir. Fransıs işgal kuvvetleri tarafından yine çok planlı ve katı bir şekilde uygulanan diğer bir işlem de Adana, Çukurova ve civarı bölgelere Ermenilerin yerleştirilmesi olmuştur. 1915 yıllarında yani I. Dünya Savaşı sırasında Anadolu'nun Doğu yöresinde isyan eden Türk halkını öldürüp, işkence eden ve Ruslara yardım ederek ülke içinde 5. kol olarak çalışan Ermenilerin 1915 tarihli Tehcir Kanunu ile Suriye'ye zorunlu göçleri sağlanmıştır. 1918'de Adana ve Çukurova'yı işgal eden Fransızlar kendi birlikleri içinde özellikle Ermeni askerleri getirdikleri gibi, Suriye'den 70 bin Ermeniyi Adana'ya, 12 binini Dörtyol'a, 8 binini Saimbeyli'ye yerleştirmişlerdir. Hatta Antep ve Maraş çevresine de 50 binden fazla Ermeni getirilmiştir. Bütün bu gayretler adeta I.Haçlı Seferi sırasında olduğu gibi yine Avrupa devletlerine bu bölgede ileri karokol görevini görecek bir Ermeni Krallığının yeniden oluşturulması içindi. 1918-1919 yıllarında Adana'da tam bir terör ve cinayet dönemi yaşanmıştır.
Atatürk'ün Adana seyahatlerinden bir görüntü - ADANA'nın TARİHİ

      Bunlar arasında Abdiağa çiftliği olayları, şehir içi cinayetleri, Taşköprü'de Türklerin çarmıha gerilişi ve kırbaçlanarak öldürülüşü gibi olaylar toplum şuurundan ve hatırasından çıkmayacak olaylar haline gelmiştir. Bunca terör ve baskı arasında Adana ve yöredeki Türkler, örgütlenerek Kilikya Milli Kuvvetler Teşkilatını oluşturmuşlardır. Çukurova, bölgelere ayrılarak, her bölgeye milis kuvvetleri ve komutanı atanmış ve bölge bölge tüm yöre bu milli direnme ve mücadele teşkilatının denetimine girmiştir. Şubat 1920'den itibaren milli kuvvetler düşmana karşı zaferler kazanmaya başlamış ve her zafer daha iyi bir örgütlenme ve daha yüksek bir moral kuvveti sağlamıştır.1920'de Toroslar'dan Fransızlara saldırı başlatılmıştır. Sonuçta 27 Mayıs 1920'de Fransız orduları komutanı Menil, milli kuvvetler tarafından esir alınmıştır. Kar Boğazı Olayı olarak bilinen olay, Kuvayi Milliyenin ilk siyasi zaferidir. Bunu takiben 28 Mayıs 1920'de Fransızlar Mersin-Adana hattına çekilmişler ve kuzey Çukurova (Kozan ve diğer dağlık bölgeler) tamamen kurtarılmıştır. Düzlük, ovalık yörelerde Ermeniler zulüm ve şiddeti artırmışlar ve sayısıs cinayetler işlemişlerdir.10 Temmuz 1920'de Ermeniler tarafından Türklere karşı büyük bir şiddet ve soykırım harekatına girişilmiş ve bu harekat sonucu onbinlerce Türk Toroslara doğru kaçmıştır. Dörtgün süren bu hareket tarihte Kaç Kaç olayı olarak isimlendirilmiştir. 5 Ağustos 1920'de Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Bey (Çakmak) ve milletvekilleri Pozantıya gelmiş ve orayı il haline getirerek Pozantı Kongresini yapmışlardır.
ATATÜRK'ÜN'ADANA-Pozantı'daki Çalışmaları-ADANA'nın TARİHİDaha büyük direnişe geçen Türkler çok büyük kayıplar vermişlerdir. Buna rağmen Kasım 1920 sonlarında Fransızları ağır yenilgiye uğratmayı başarmışlardır. Sonuç olarak Fransa, T.B.M.M. hükümetini resmen tanıyarak barış yoluna gitmiştir. Türk-Fransız barış anlaşması, 20 Ekim 1921'de Ankara'da yapılmıştır. Bu anlaşma gereğince 5 Ocak 1922'de Fransızlar Çukurova'dan tamamen (getirdikleri Ermenileri de beraberinde götürerek) çekilmişlerdir. Fransızlarla gidemeyen veya yerli olan Ermeniler de bölgeden kaçmışlardır. Bunlardan 120 bini tekrar Suriye'ye, 30 bini Kıbrıs veya İstanbul'a gitmişlerdir. 5 Ocak 1922 kurtuluşunu kutlama amacı ile Büyük Saat ile Ulu Camii arasına çok büyük bir bayrak çekilmiş ve daha sonra bu bayrak çekilmesi olayı il'in kurtuluş günlerinde tekrarlanmıştır. Bayrak Adana'nın simgesi haline gelmiştir. Adana ve Çukurova halkı milli kuvvetlere katılarak yurdun diğer cephelerinde de çarpışmış ve anavatanı düşmandan kurtarma mücadelesinde sonuna kadar yer almışlardır.

 

ADANA'NIN COĞRAFİ KONUMU

 

Karaisalı-Çakıt Çayı Kapısı-ADANA'nın Cografi Konumu ADANA'NIN COĞRAFİ KONUMU
      Adana İli 35-38 enlemleri ile 34- 46 doğu boylamları arasında ve Akdeniz Bölgesi'nde yer almaktadır. Kuzeyinde Kayseri, doğusunda Kahramanmaraş ve Gaziantep, batısında Niğde ve İçel güneydoğusunda Hatay illeri bulunur. Güneyi
160 km.yi bulan Akdeniz kıyılarıyla sınırlanan ilin yüzölçümü, 17.253 km2'dir. Şehir merkezinin denizden yüksekliği 23 m. Olan Adana'nın, Aladağ, Ceyhan, Feke, İmamoğlu, Karaisalı, Karataş, Kozan, Pozantı, Saimbeyli, Seyhan, Tufanbeyli,Yumurtalık, Yüreğir olmak üzere 17 ilçesi 46 Belediyesi, 550 köyü bulunmaktadır.

YER ŞEKİLLERİ       Adana ili, yer şekilleri bakımından dağlık ve ovalık olmak üzere iki bölüme ayrılır.

DAĞLIK ALAN      İlin kuzeybatı, kuzey ve kuzeydoğu bölümleri, Orta Toros adı verilen dağ sistemi ile çevrelenmiştir. Doğuda sınır, Toros sistemine giren Amanoslar'a dayanır. Orta Toroslar üzerinde üç ayrı dağ sırası görülmektedir. Bunlar, batıdan başlayarak Bolkar Dağları, Aladağlar ve Tahtalı Dağları'dır. Ayrıca Orta Toroslar'ın kuzeydoğu uzantısını oluşturan Binboğa Dağları, ilin sınırlarını aşmakta, Kahramanmaraş iline uzanmaktadır. Eski adı Bulgar Dağları olan Bolkar Dağları, batıda Taşeli Platosu, doğuda uzun bir oluk biçiminde uzanan ve jeologların Ecemiş koridoru adını verdikleri derin bir kanyon ile sınırlanır. Batıda tepeciklerle başlayan Bolkar Dağları, kuzeydoğuya doğru gidildikçe yükselerek belirgin bir dağ sırası haline gelir. Yükselti, kütlenin batısında 2500 m. yi geçmediği halde (en yüksek tepeler 2474 m. ile Yüğlük Tepesi ve 2418 m. ile Kümbet Tepe), orta kesimlerde birden 3000 m. yi aşar. (Aydos Dağı 3480 m.) Kuzeydoğuya gidildikçe, 3500 m. yi aşan dağların, en yüksek tepesi olan Medetsiz Tepesi de (3524 m.) bu kesimdedir. Dağların üzerindeki diğer önemli doruklar; Gavur Dağı (3.337 m.), Yıldız Tepe (3.314 m.), Meydan Dağı (3.132 m.) ve Hacıhalil Dağıdır (3.107 m.).: Kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanan Bolkar Dağları'nın uzunluğu yaklaşık 150 km. genişliği ise yer yer 40-50 km. yi bulur ve Ereğli ovası ile Akdeniz kıyıları arasında aşılması güç bir duvar gibi yükselir. Akdeniz kıyıları ile İç Anadolu arasında da ulaşımı engelleyici bir set oluşturan Bolkar Dağları'nın doğudan aşıldığı düzenli bir karayolu yoktur. Başlıca karayolları kütlenin kuzeyinden ve güneyinden geçer. Bunlardan doğuda olanı, kara ve demiryolunun bir ölçüde birbirini izlediği Ecemiş koridoru, bir de Antik Çağ'daki adı 'Pylae Ciliciae' olan Gülek Boğazı'dır. Meydan Kalesi-Aladağ-ADANA'nın Cografi Konumu       İldeki dağların en yüksek tepelerinin bulunduğu Aladağlar, kuzeydoğu yönünde yaklaşık 100 km. uzanır. Genişliği ise 40 km. kadardır. Batıda Çakıt Suyu vadisi ile Pozantı ve Kırkpınar Dağları'ndan, Ecemiş Koridoru ile de Bolkar Dağları'ndan ayrılır. Aladağlar, Zamantı Suyu, Eğlence Deresi, Çakıt Suyu ve bunların kolları ile parçalanmıştır. Dağların yamaçlarında gür kaynaklara rastlanır. Batı yamaçları doğu yamaçlarına göre daha diktir. Kuzeye bakan yamaçlarda buzul aşındırmasının izlerine rastlanır. 3.200 m. yükseklikte görülen bu izler, boyları 1 km. yi geçmeyen küçük küçük buzullar halindedir. Genellikle vadileri izleyen bu buzullar, yer yer de küçük çaplı buzul gölleri oluşturur. Bu göller yedi Göller adıyla anılır. Yoğun ormanlar ve çeşitli bitki katlarıyla Aladağlar'ın görkemli bir görüntüsü vardır. Bol sulu akarsuları ve yemyeşil otlar ve ormanlarıyla özellikle yazın Akdeniz'in bunaltıcı sıcağından uzak, yaylalar kuşağı gibidir. Bu dağlar üzerinde yer alan Pozantı, Çamalan, Tekir, Bürücek yaylaları bir plato özelliği gösterirler.       Aladağlar üzerindeki başlıca yükseklikler, Demirkazık Tepesi (3.756 m.) Torosan Dağı ve Kaldı Dağı (3.374 m.), Kol Tepesi (3.588 m.) ve Karanfil Dağı (3.059 m.) dir. Bunlardan Demirkazık Tepesi, Toros Dağları'nın da doruğudur.

Tahtalı Dağları      Seyhan Irmağı ile Zamantı (Sanvantı) ve Göksu kolları arasında uzanan dağların tümüne denir. Kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanan bu dağların üzerinde, Koç Dağı, Soğanlı Dağı, Beydağı, Alaylı Dağı, Bakır Dağı gibi doruklar sıralanır. Tahtalı Dağları Seyhan ve Ceyhan vadileri arasında uzanan Binboğa Dağları'yla birlikte eskiden antitoros denilen dağların bir koludur. Dağlar güneye doğru vadilerle parçalanmış ve geçilmez bir görünüş almıştır. Kuzeydoğuda hemen hemen çıplak olan bu dağlar güneye doğru daha ormanlık bir bitki örtüsüyle kaplıdır. Orta Toros Sistemi içindeki dağlar üzerinde Gülek Boğazı'ndan başka, Kozan'ın Akçalıuşağı Köyün'den sonraki Elmedere Geçidi bulunmaktadır.

OVALIK ALAN      Bütünüyle Adana Ovası adı verilen havzanın kalan bölümüne Çukurova, kuzeyde kalan bölüme ise yukarı ova Anavarza denir. İki ovayı Misis Dağları ayırır. Tepe özelliği gösteren bu dağların en yüksek noktası olan Cebelinur Dağı'nın yüksekliği 770 m. dir.

      Çukurova Türkiye'nin en geniş delta ovasıdır. Seyhan ve Ceyhan nehirleri ile Berdan (Tarsus) Çayı'nın getirdiği alüvyonlardan oluşmuştur ve karışık yapılıdır. Sınırları coğrafyacılar arasında tartışma konusudur. Bazılarına göre Yukarıova ile birlikte, güneydeki ovanın ikisine birden Çukurova denir. Yörede oturanlar da Çukurova adını bu geniş anlamıyla kullanırlar. Orta Toros eteklerinden Akdeniz'e kadar uzanan ovanın bütününü Adana Ovası adıyla anmak ve daha çok sayıda ova birimlerine ayırmak mümkündür. Yüreğir, Misis, Ceyhan, Haruniye, Osmaniye ve Yumurtalık ovaları gibi., Bu ovaların en büyüğü 205.000 hektar genişliğindeki Ceyhan Ovası, diğeri ise 125.000 hektarlık Yüreğir Ovası'dır. Ceyhan Ovası'nın denizden yüksekliği 20-50 m. Yüreğir Ovası'nın ise 0-50 m. arasında değişmektedir. Adana ovası, il topraklarının %27'sini kaplamaktadır.


AKARSULAR VE GÖLLER      Seyhan ve Ceyhan il toprakları içinde yer alırlar. Rejimleri diğer akarsular gibi düzensizdir. Seyhan Nehri (
560 km), kuzeyde Toros Dağlarından Zamantı Suyu adıyla çıkar, çeşitli kollardan sonra Göksu ile birleşerek Seyhan adını alır ve batıda İçel sınırında Deli Burnu'nda denize dökülür. Ceyhan Nehri (509 km.) Adana ve Kapuzbaşı Şelalesi-ADANA'nın Cografi Konumu Akdeniz Bölgesi'nin ikinci büyük ırmağıdır. Elbistan'ın kuzeyindeki dağlardan doğar.

 Hurma suyu, Söğütlü Deresi, Göksu Çayı ile birleşerek Ceyhan Irmağı yaklaşık 2500 yıl öncesine kadar, Seyhan gibi Karataş'ın batısında denize ulaşırken, sonradan Bebeli Boğazını yararak doğuya Dönmüş ve İskenderun Körfezine dökülmeğe başlamıştır. 1935 yılında meydana gelen taşma sonucunda güneye Yönelmiştir. O tarihten beri Hurma Boğazında denize dökülmektedir. İlde ülkenin önemli barajlarından olan Seyhan Baraj Gölünden başka, güneyde kıyıda da ağızlarla denize açılan Akyatan, Akyayan, Tuzlagölü gibi birkaç kıyı gölü ve Aladağlar üzerinde Yedigöller adıyla anılan küçük buzul gölleriyle, karaisalı yakınlarındaki Barak köyü sınırları içinde Karstik Dipsiz Göl adı verilen alabalığıyla ünlü göller vardır.


Göksu(Rafting turizmine uygun)Feke - ADANA'nın Cografi Konumu       İKLİM
      Adana, Akdeniz iklim özelliklerini taşır. Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlıdır. Bölgede meydana gelen yağışlar, genellikle yamaç yağışları ve gezici hava kütlelerinin karşılaşması ile oluşur. Ortalama yağış miktarı
625 mm dir. Yılın ortalama 74 günü yağışlı geçer. Yağışlar %51 kışın, %26 ilkbaharda, % 18 sonbaharda, %5 yazın düşer. Yazın havanın nemle yüklü olmasına karşılık, bazı yıllarda hiç yağış düşmediği görülür. Yazın bir alçak basınç merkezi olan Çukurova'ya denizden ve Toroslar'dan hava akımı olur. Böylece dinamik nedenli bir yüksek basınç merkezi oluşur. Bir taraftan denizden gelen nemli hava, diğer taraftan barajlar ve ovanın sulanması nedeniyle nem artar. İklimin ve enlemin etkisiyle ısınan hava, birikim nedeniyle ağırlaştığı için yükselemez ve doyma noktasına ulaşamaz. Böylece yazın nem yüklü sıcak bir hava görülür. Ortalama nisbi Anıt Sedir Ağacı-Pozantı - ADANA'nın Cografi Konumu nem % 66 olmakla beraber, yazın % 90'ın üzerine çıkar. 37 yıllık ortalama sıcaklık 18.7 C'dir. En soğuk ay Ocak, en sıcak ay Ağustos'tur. Ocak ayı ortalaması 9 C, Ağustos ayı ortalaması 28 C'dir. Ovanın sıcak olmasına karşılık, ilin topraklarında yükselti ve yüzey şekillerine göre iklim şartları çok değişir. Yağışlarda da değişme görülür. Dağlık kesimde yağışlar doğal olarak fazladır(Feke'de 930.5 mm. Saimbeyli'de 805 mm.) Ovada ender olarak görülen kar, dağlarda erken başlar ve bazan aylarca kalır. Adana'da yılın 195.6 günü yaz günüdür. Bu günlerin 134.4'ü tropik Asırcık-Yaban Çiçeği-Pozantı - ADANA'nın Cografi Konumu gün olarak belirlenmiştir.

BİTKİ ÖRTÜSÜ       Adana çevresindeki bitki örtüsü, Akdeniz iklim özelliklerini taşır. 700-800 m'ye kadar bodur ağaçlardan oluşan makiler görülür. Ancak, özellikle yerleşim ve tarım alanlarının yer aldığı alçak düzlüklerde, doğal bitki örtüsü insan eliyle büyük tahribe uğramış, çoğu yerde bütünüyle ortadan kaldırılmıştır. Daha önceleri bu yerlerin doğal bitki örtüsünü, dayanıklı kızılçam ve bazı meşe ormanları oluştururken, bütün Akdeniz bölgesinde geniş yayılma gösteren maki topluluğu, ormanların yok edilmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Ormanların ortadan kaldırılmadıkları yerlerde, hemen kıyı gerisinde başlayan ve 800 m'ye çıkan maki toplulukları içinde rastlanan küçük kızılçam orman kalıntıları, bu durumun kanıtıdır. 800 m'den başlayan ormanlar, daha alçak düzeylerde yayvan yapraklı ağaçlardan (çoğunlukla meşe), daha yükseklerde ise iğne yapraklı ağaçlardan (sedir) oluşur. Yaz mevsiminin kuraklığı ve uzunluğu bitki örtüsündeki çeşitliliği azaltır. 2800 m'den sonra yavaş yavaş seyrelen sedir toplulukları, yerlerini Alp, alp altı ve Alp tipi çayırlara bırakır. Alp tipi çayırlar sayısız çiçekleriyle bir halı görünümündedir.



JEOLOJİ
      Adana ilinin genel jeolojik yapısı iki kesimde incelenir. Doğu Taridler kuşağı (Dağlık kesim), (Ovalık kesim) Doğu Taridler Kuşağı Alp dağlarının bir devamı olan Toros Dağları genç dağlar olup, III. Jeolojik dönemin ikinci yarısında meydana gelmiştir. Ancak ilk jeolojik dönem olarak kabul edilen Alt Kambriyene ait yüksek derecede metamorfizmaya uğramış sedimenter kayaçlarla başlamaktadır. Aladağlar genellikle, Karbonifer sonu ile Permiyen başı (yaklaşık 280 milyon yıl önce) ve Tebeşir Dönemi (yaklaşık 136-65 milyon yıl önce) kalkerlerinden oluşmuştur. Bu kalker kütleler arasında yer yer ultrabazik nitelikli efit kayaçlar bulunur.
Yer Köprü Mağrası-Karaisalı - ADANA'nın Cografi Konumu Tahtalı Dağları'nın yapısına I. Zaman kıvrımlı şist ve kireç taşlarıyla yeşil kayalar hakimdir. Bolkar Dağları'nın temelini de Aladağlar gibi kar bonifer sonu ile Permiyen başına ait kireç taşları oluşturur. Pekçok kez deprem ve yanardağ etkinliklerine uğrayan Bolkar Dağları, III. Zamandaki Alp Dağı oluşumuyla bugünkü biçimini almıştır. Yerkabuğundaki büyük yüzey şekillerinin oluşumuna yol açan eguojenik hareketlerin Sonuncusu ise, dağların günümüzdeki yüksekliğine ulaşmasını sağlamıştır. Bolkar Dağları'nın yüksek kesimlerinde IV. Zaman (Kuvaterner) a ait buzlaşmanın izleri görülür. Adana Havzası III. zamanın sonlarına doğru deniz ve kara kökenli sedimentlerin çökelmesi ile oluşmuştur. Karışık yapılı bir delta olan Çukurova'nın güneyindeki bölüm, Halosende (y.10 bin yıl öncesinden bu güne) alüvyon yığılmasıyla yeni eklenmiştir. Bunun gerisinde Pleishosen'e (y. 2,5 milyon yıl 10 bin yıl önce) ait daha eski bir delta vardır. Bu eski deltanın yüzeyleri bugün üç ayrı taraça halinde yüksekte kalmıştır.

ZENGİN TURİZM Akören Kilisesi - ZENGİN TURİZM DEĞERLERİYLE ADANADEĞERLERİYLE ADANA

 


      Adana ve yöresi doğal güzellikleri ve çeşitli uygarlıkların yaşandığı bir bölge olması nedeniyle önemlidir. Bu bakımdan her tür turizme uygun bir yerdir. Çok sayıda kale, köprü, cami, kilise, ören yeri, han, hamam, müzesi ile tarih ve kültür turizmi için, bir çok kilise ve cami ile de inanç turizmi için bir çekim merkezidir. Toroslardaki yüksek alanlar doğa yürüyüşü trakking, akarsulardaki patinaj, av turizmi, yayla turizmi, mağra ve kanyon turizmi için dünyada az rastlanan güzelliklerle
Adana Müzesi - ZENGİN TURİZM DEĞERLERİYLE ADANAdoludur. İlde ziyaret edenleri ağırlamak için beş yıldızlı, üçü dört yıldızlı, biri üç yıldızlı, altısı iki yıdızlı, biri bir yıldızlı, bir adet de motel olmak üzere 14 adet Turizm Bakanlığından belgeli, 975 yatak kapasiteli otel, yedi adet ikinci sınıf restoran, iki adet eğlence yeri bulunmaktadır. 30 adet seyahat acentası faaliyet göstermektedir. Adana için önemli bir konaklama yeri olarak HiltonSa'nın temeli 5 Ocak 1998 tarihinde atılmış olup, iki yılda bitirilmesi planlanmıştır. 38 bin m2 alan üzerine inşaa edilmektedir. 310 oda, konferans salonu, toplantı salonu ve diğer sosyal tesislerin yer aldığı proje içinde daha sonra TURSA Ticaret Merkezi inşaa edilecektir.


 

 

Yumurtalık Açık Hava Müzesi - ZENGİN TURİZM DEĞERLERİYLE ADANATurizm Potansiyeli Arkeoloji Tarih ve Kültür Turizmi

      Arkeolojik sit bölgeleri, tarihi kalıntılar ile kültürel ve etnoğrafik değerler; Adana ilinin en önemli turizm kaynaklarındandır. İlde kültür amaçlı gezilerin önemli bir kısmı Karatepe'ye yapılmaktadır. Plan döneminde de bu ilgi ve isteğin süreceği sanılmaktadır. Karatepe konumu itibariyle, arkeolojik değerlerinin yanısıra doğal güzellikleri de içermektedir. Sit Bölgesi Aslantaş baraj gölü, çam ormanları ile kaplı bu alan; 7.715 hektar büyüklüğündeki Karatepe-Aslantaş Milli Parkını oluşturmaktadır. Baraj gölünün yarattığı peyzaj, anılan orman varlığı nedeni ile Ege-Akdeniz kıyılarında görülen manzaralarla eşdeğerdir. Bu özellikleri ile Karatepe, doğa ve kültür değerleri karışımını sergileyen bir açık hava müzesidir.

 

 

Çevre Bilimsel (Ekoloji Turizmi)Akyatan Gölü - ZENGİN TURİZM DEĞERLERİYLE ADANA      160 km uzunluğundaki kıyı şeridinin 45 km'si kumul, sulak, sazlık ve benzeri gibi doğal alanlardır. Bu alanların en önemlisi Seyhan nehrinin meydana getirdiği Tuzla ve Akyatan gölleriyle, Ceyhan nehrinin oluşturduğu Akyayan gölü ve Yumurtalık dalyanıdır. Her iki alanda önemli çevre bilimsel(ekolojik) zenginliğe sahiptir. Doğal ortamlarında az bulunan çeşitli kuşlar ile deniz ve kara canlıları yaşamaktadır.

 

 

Göksu Rafting Turizmine uygun - ZENGİN TURİZM DEĞERLERİYLE ADANA

Rafting
      Tahtalı dağlarından doğan Tufanbeyli, Saimbeyli ve Feke ilçelerinde geçen aşağıda Seyhan nehrine karışarak denize dökülen Göksu ırmağı kıvrımlı güzergahı ve uygun debisi ile rafting sporuna çok uygundur.



Termal Turizmi

      İlde termal turizmi fazla önem taşımasa da yöre halkınca termal turizm alanlarından faydalanılmaktadır. Bunlar Aladağ yakınlarındaki Acısu İçmesi, Ceyhan yakınlarındaki Tahtalıköy, Kokarpınar İçmeleri, kent merkezindeki Kurttepe, Alihocalıdır.


 

 

 

 

 

 

 

 Bürücek Yaylası- ZENGİN TURİZM DEĞERLERİYLE ADANAYayla Turizmi       Çukurova'da yazları sıcak ve kurak geçmesinden dolayı yayla turizmi oldukça gelişmiştir. Yöre halkı yazları yaylalara Yedi Göller-Kozan ZENGİN TURİZM DEĞERLERİYLE ADANAçıkmaktadır. Bu yaylaların en önemlileri Tekir, Bürücek, Hamidiye, Fındıklı, Asar, Asmacık, Armutoluk, Belemedik, Kızıldağ, Meydan, Çamlıyayladır.
Mağra ve Kanyon Turizmi      Aladağ'daki Bığbığ mağrası doğal güzelliği ile mağra turizmine, Feke'deki Göksu ırmağının oluşturduğu vadi ise kanyon turizmine çok uygun alanlardır

Doğa Yürüyüşü (Trakking)      Bu spor için Toroslarda çok sayıda güzergah bulunmaktadır. Ancak bunların en önemlisi Pozantı ilçesinden
Şar- Antik Kilisesi - ZENGİN TURİZM DEĞERLERİYLE ADANAHamidiye köyünden başlayıp Eyner suyuna kadar olan kısmıdır.

Av Turizmi      İl sınırları içinde Toros dağlarında dağ keçisi, geyik, yaban domuzu, keklik, bıldırcın, üvelik, tavşan, yaban ördeği, yaban kazı ve benzerinin avı mevsimine göre yapılmaktadır. İlde deniz avcılığı da gelişmiştir. Yumurtalık'ta Çamlık ve Yerkuma, Karataş'ta Akyatan, Tuzla ve Burma boğazı dalyanlarında kefal, levrek, çupra, lagos, dil balığı,
Yumurtalık - ZENGİN TURİZM DEĞERLERİYLE ADANAkara kulak, mercan ve karides avı ile baraj göllerinde sudak, sazan, yayın(gelebicin), yılanbalığı avı yapılmaktadır.Göl ve Su Sporları Turizmi Seyhan, Çatalan, baraj gölleri su sporlarının gelişmesi için oldukça uygundur.Golf Sporu ve Turizmi      İlde sahil bandında golf sporuna uygun alanlar ve potansiyel bulunmaktadır.Kıyı Kesimi ve Deniz Turizmi      Adana'nın Yumurtalık ve Karataş ilçeleri Akdeniz'e kıyısı olan ve deniz turizmi bakımından önemli merkezlerdir. Yılın altı ayı buranın güzel kıyılarından faydalanarak yüzme sporu ihtiyacı giderilmektedir.İnanç Turizmi
      Adanada Kent merkezindeki Bebekli Klise, Saimbeyli'deki Kale Kilise(Kara Kilise), Şar'daki Antik Kilise ve Kent kalıntıları, Aladağ'daki Akören Kilisesi inanç turizmi bakımından önemli yerlerdir.
Toroslar - ZENGİN TURİZM DEĞERLERİYLE ADANAKayak Sporları ve Turizmi
      Karaisalı'daki Kızıldağ yaylası, Pozantı'daki Karanfil dağı kamp ve kayak sporuna uygundur. Elmalı kayak merkezi kurulmaktadır.

 

 

ADANA'NIN KÜLTÜRÜ

Kurt Kulağı Kervansarayı-Ceyhan - ADANA'nın KÜLTÜRÜ
      Bir toplumun maddi ve manevi değerlerinin birikimi, o toplumun kültürünü meydana getirir. Bir çok iç ve dış etkenlerin yarattığı sentez, toplumun belli bir dönemdeki kültürünü belirler. Verimli topraklar ve coğrafi konumu nedeni ile tarih öncesi çağlardan başlayarak değişik ulusların akınına uğramış bölgede Çukurova kültürünü bu uygarlıklardan parça parça briktirilmiş taşlarla oluşturulmuş bir yapı olarak tanımlamak da mümkündür.

      Bu kültür sentezini oluşturan etkenler içinde Hitit kültürü ağırlıklı bir yer tutmakla birlikte, diğer Kurt Kulağı Kervansarayı-Ceyhan - ADANA'nın KÜLTÜRÜulusların verdiği katkılarla da tarih boyunca zenginleşmiştir. Burada hüküm sürmüş 10 medeniyetin etkileri Adana'nın kültür yaşamında, hala görülmekte ve hissedilmektedir. Adana ve Çukurova kültürünü önemli şekilde etkileyen gruplar özellikle göçebe, Türkmen ve yörük aşiretleridir.

    

  7-11.yy. arası Bizanslılar, Araplar ve aradaki küçük bir çok siyasi toplulukların kültür etkileri altında gelişen Anadolu, 11,yy. dan itibaren tamamen Selçuklu kültürü etkisi altına girmiştir. Selçukluların ve onları takiben beylik devrinin Etnoğrafya Müzesi - ADANA'nın KÜLTÜRÜetkileri Çukurova'da çok belirgindir. Beylik devrine damgasını vuran Ramazanoğlu Beyliğinin zengin kültür varlıkları bugün de hala görülmektedir. Beylikler sonrası Osmanlı devrinden kalma yazılı kaynaklar (Şeri/mahkeme Sicilleri veya Ziya Paşa devri kayıtları) zamanın gelişimine ışık tutmaktadır.

      

Ovadan çok Toroslarda yerleşen Türk (Yörük, Türkmen) aşiretleri uzun yüzyıllar dış etkenlere kapalı kalmış ve en az 10-15 asırlık Türk Müslüman kültürünü pek fazla değişmeden muhafaza etmeyi başarmışlardır. Adana'nın daha ovalık kesimlere yerleşmesi 19.yy. (Osmanlı devrine, Cevdet ve Derviş Paşalar dönemine ) rastlamaktadır.  Özellikle 19.ve20. yüzyıllarda Adana ovasında yerleşimin artmasıyla tarımda ve sanayileşmede büyük atılımların olması, yörenin kültüründe büyük değişiklikler yaratmıştır. Ayrıca yörede yayla, deniz ve ova kültürünün de karışımı ile yeni bir kent kültürü meydana gelmiştir.

 

 

 

 

 

 



Çeşitli Kültürlerin Yörede Bıraktığı İzler

      İlde çeşitli uygarlıklara ait toplam 65 adet büyük boyutlu sit alanı bulunmaktadır. Bu sit alanları içinde Kozan merkez ve Seyhan ilçe merkezi gibi kentsel sitler, Misis, Magarsus, Anavarza gibi arkeolojik sitler, Ağyatan, Akyatan, Yumurtalık Lagünü gibi doğal sitler, ayrıca anıtsal nitelikli kültür varlıkları da bulunmaktadır. Bunlar Misis ve Adana Taşköprüsü, Ulucami, Arasta, han-hamam gibi dini, askeri ve resmi yapılardır.

İldeki Kültür Kuruluşları

Adana Arkeoloji Müzesi

      1924 yılında Alyanazade Halil Kamil Bey tarafından Taşköprü yakınındaki Cafer Paşa medresesinde Adana Müzesi - ADANA'nın KÜLTÜRÜaçılmıştır. 1950 yılında bugünkü Etnoğrafya müzesine, 5 Ocak 1972 tarihinde de bugünkü yerine (Girne köprüsü yanı) taşınmıştır. Müzeye eserler kazı, hibe, el koyma ve satınalma yoluyla toplanmıştır. En önemlileri Aşi Lahdi, Antropoit Lahid, Bronz Senatör Heykeli, Urartu dönemine ait madeni eşyalardır.

Etnoğrafya Müzesi

   İl merkezinde, Kuruköprü&'de 1845 yılında yapılmış ve terkedilmiş kilise binası 1924 yılında müze haline getirilmiştir. Buranın Etnoğrafya müzesi olarak kullanılması 1983 yılındadır.

Atatürk Bilim Kültür Merkezi

      Müze binası Seyhan caddesi üzerinde 19.yüzyılda yapılmış geleneksel Adana evlerindedir. İki katlı çıkmalı, kırma çatılı, ahşap bir yapıdır. Ramazanoğullarından Suphi Paşa'ya ait olan binada Atatürk, 15 Mart 1923'te Adana'ya geldiğinde eşiyle birlikte kalmıştır. Bina, Atatürk Kültür ve Bilim Merkezi Koruma Misis Mozaik Müzesinden bir kesit - ADANA'nın KÜLTÜRÜve Yaşatma Derneğince ve halkın katkılarıyla restore edilmiştir. 1981 yılında Müze Müdürlüğü'ne bağlı olarak hizmete açılmıştır.

Misis Mozaik Müzesi

      1959 yılında Misis höyüğünün batı yönündeki sırtında açılmıştır. Adana Arkeoloji müzesine bağlıdır. Müzede yer alan mozaikler bu sanatın en gelişmiş zamanı olan 4.yüzyılın sonlarına ait bazilika tipinde bir tapınağın zemin mozaikleridir. Müzenin duvarları ışığı geçirecek şekilde cam tuğlalardan oluşmuştur. Bu mozaiklerin ortaya çıkartılmasında Alman Arkeologları Prof.Bossert ve Dr.Sudwing Budde yardımcı olmuşlardır.

Anıtlar Müdürlüğü

      1984 yılında kurulan 1985 yılında faaliyete geçen Adana Röleve Anıtlar Müdürlüğü Kültür Bakanlığı'na ait taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile müzelerin bakım, onarım, inşaat restorasyon, müze ve çevre düzenlenmesine ait her türlü etüd, proje ve uygulama hizmetlerini yapmaktadır. Müdürlüğün çalışma alanına Adıyaman, Hatay, Gazintep, İçel, Kahramanmaraş, Kilis ve Osmaniye illeri girmektedir.

Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Müdürlüğü

      1987 yılında kurulmuş, 1988 yılında faaliyete başlamıştır. Müdürlüğün çalışma alanına Adıyaman, Hatay, Gaziantep, İçel, Kahramanmaraş, Kilis ve Osmaniye illeri girmektedir. Çalışmalar beş akademik üyeden oluşan bir kurul tarafından yürütülmektedir. Bu kurul adı geçen İllerdeki korunması gerekli Kültür ve Tabiat varlıkları hakkında karar vermektedir.

KÜLTÜR MERKEZLERİ Adana İl Halk Kütüphanesi

      1923 yılında Şeyh Ramazanoğlu kitaplıklarının birleştirilmesi ile kurulmuştur. 1963 yılında İl Halk Kütüphanesi adını almıştır. 5 Ocak 1976 tarihinde de Kültür Sitesi'ne taşınmıştır.

Çağdaş Çocuk Kütüphanesi

      Gazipaşa Bulvarı, Celalettin Sayhan İlköğretim Okulu bahçesinde hizmet vermektedir.

Mehmet Sabancı Çocuk Kütüphanesi

     Yavuzlar Mahallesinde Hacı Ömer Sabancı Vakfı tarafından yaptırılan iki katlı binada hizmet vermektedir.

100. Yıl Çocuk Kütüphanesi

İncirlik Kasabasında 1981 yılında Belediye tarafından verilen binada hizmete girmiştir.
      Ayrıca Ceyhan, Feke, İmamoğlu, Karaisalı, Kozan, Pozantı, Saimbeyli, Tufanbeyli, Yumurtalık ilçeleri ile Sağkaya ve Mercimek beldelerinde de Halk Kütüphaneleri bulunmaktadır.

Devlet Güzel Sanatlar Galerisi

      Galeri 1978 tarihinde hizmete girmiştir. 1981 yılında Hacı Ömer Sabancı Kültür Mrkezine taşınmıştır. Galerinin amacı, topluma plastik sanat zevkini yaymak ve geliştirmek, sanatçılara eserlerini sergileme kolaylığı sağlamak, dünyadaki plastik sanat eserlerini tanıtmak ve sevdirmektir.

Tiyatrolar

      Adana'da ilk tiyatro 1880 yılında şair Ziya Paşa'nın Adana Valiliği sırasında kurulmuştur. Adana Büyükşehir Belediyesi binası içinde bulunan Şehir Tiyatrosu 1926-1938 yılları arasında Belediye Başkanlığı yapmış olan Turhan Cemal Beriker tarafından halkevi olarak yapılmıştır. 1941-1948 yıllarında Halkevi Başkanı Gazeteci Nihat Oral, bu konuda ileri bir adım atmış ve tiyatronun gençlik kolunu kurmuştur. Tiyatro ara ara açılıp kapanmış, bu gün hala çalışmalarına devam etmektedir. Ayrıca Hacı Ömer Sabancı Kültür Sitesi'nde Kültür Bakanlığı'na bağlı olarak çalışmalarını sürdüren Devlet Tiyatrosu bulunmaktadır.

Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası

      Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü'ne bağlı olarak 1990 yılında kurulmuştur. 5 Ocak Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası - ADANA'nın KÜLTÜRÜ1991 yılında ilk konserini vermiştir. Konserlerinde yerli ve yabancı birçok şef ve solist sanatçıyı konuk etmekte, ayrıca yurtiçi ve yurtdışında konserler vermektedir.

 

 

 

 

Altın Koza - ADANA'nın KÜLTÜRÜAltın Koza Kültür ve Sanat Festivali

      1969 yılında günümüze kadar devam eden bu gelenek etkinliğini gittikçe artırarak Adana'nın ismini duyuran önemli bir sanat olayı haline gelmiştir. Türk sinemasının gelişmesinde de önemli katkıları olmaktadır.

Halk Edebiyatı ve Aşıklar Geleneği

Çukurova'da, halk edebiyatı ve aşıklar geleneği yüzyıllardan beri sürmektedir. Bu konu ile ilgili yapılan araştırmalarda birçok masal, efsane, fıkra, ağıt v.b. derlenmiştir. Bunlardan en iyi korunanı aşıklık gelenrğidir. Adana'da aşıklar, sazlı(telden), sazsız(dilden) olmak üzere iki gruba ayrılır. Karacaoğlan, Dadaloğlu aşıkların en ünlülerindendir. Bunların dışında yörede Aşık Yusuf, Deli Boran, Feymani, Osman Eyyubi, Aşık Abdullah, Gündeşlioğlu, İlbeylioğlu, Kara Osman, Kul Halil, Kul Seydi İçgözoğlu, Aşık Karalı, Hacı Karakılçık, Abdulvahab Kocaman, Aşık Fidani, Aık Ömer, Aşık Ali, Aşık Hüseyin, Derdiçek ve İnce Arap gibi birçok aşık yetişmiştir. Kadın halk şairleri de bulunmaktadır. Bunların en ünlüleri; Durdu, Nazlı Gelin, Sinem Kız, Hasibe Hatun ve Hasibe Ramazonoğlu'dur.


Kilim - ADANA'nın KÜLTÜRÜGeleneksel El Sanatları

      Yörede teknoloji ne kadar gelişmiş olsa da yerel olarak el sanatları önemini korumaktadır. Özellikle kırsal kesimde daha yaygın. Yrtkililer geleneksel el sanatlarını geliştirmek için gayret göstermekte, bir çok yerde kooperatif yoluyla bu çalışmaları desteklemektedir. En fazla yapılan el sanatları halı, kilim, çul, çuval, heybe, seren ve benzerleridir.

 

 

 

Kültürel Dokuya Katkıda Bulunanlar Şair, Yazar, Ozan, Aşık, Bestekar, Eleştirmen ve Gazeteciler

Sisi Abdi, Abdülnafi Üffer Efendi, Ahmet Ada, Ziya Adalı, Admi, Rıza Polat Akkoyunlu, Mahmut Akan, Selma Aktan, Kanuni Ali, Celal Arabacıoğlu, Turan Altıntaş, Mustafa Arif Arık, Hamit Salih Asyalı, Turan Aydın, Nuri Ayvalı, Arif Bilen, Ali Bilgili, Recep Bilginer, Salih Bolat, Ceyhun Can, Demirtaş Ceyhun, İbrahim Davutoğlu, Mehmet H.Doğan, Hakkı Dönmez, Kasım Ener, Mehmet Ali Ferrahi, Seyfi Güldağlı, Feyyaz Kadri Gül, Mehmet Refik Gülek, Asral Günşir, Ferit Celal Güven, Nevzat Güven, Nuri Hacı, Hakkı Bey (Yeğen Ağazade), Hoca Mehmet Hayrettin, Muzaffer İzgü, Suphi İdrisoğlu, Abdulkadir Kaçar, Karacaoğlan, Hacı Karakılçık, Reyhan Karataş, Cahit Kamışçı, Abdullah Kartal, Orhan Kemal, Yaşar Kemal, A.Vahap Kocaman, Ahmet Köylügil, Salim Küçüktanış, Celal Şakir Muter, Talat Muter, Turan Oflazoğlu, İhsan Altay Orhon, Ümit Öcal, Abdulkadir Kemali Öğütcü, Arif Özbilen, Osman Özfidan, Ali Püskülloğlu, Hasibe Ramazonoğlu, Seyit Osman Suriri, Kamuran Şipal, Pekşen Tandoğan, Süleyman Şahin Tan, Osman Taşkaya, Eyyüp Todil, Mehmet Akif Tuncay, Taha Toros, Tuncer Uçarel, Nuer Uğurlu, Çetin Yiğenoğlu, Mahmut Yivli, Çoban Yurtçu, Cezmi Yurtsever, Ahmet Remzi Yüreğir, Çetin Remzi Yüreğir, Nihat Ziyalan.

 

 

 

 

 

Sinema, Tiyatro Sanatçıları, Müzisyenler, Ressam ve Hatatlar

Nedim Adanalı, Şadan Adanalı, Ahmet Akata, Aytaç Arman, İrfan Atasoy, Halil Atılgan, Erol Büyükburç, Mustafa Ceylanlı, Etem Çalışkan, Nurhan Damcıoğlu, Mahmut Dinle, Perihan Doygun, Yılmaz Duru, Coşkun Erdal, Fatih Erenler, Yusuf Erkişi, Can Etili, Nazife Güleryüz, Salih Güney, Hatat Hacı, Mahmut Hekimoğlu, Hüseyin İleri, Celal İnce, Bilal İnci, Suna Kan, Gani Karaca, Demir Karahan, Abdurrahman Keskiner, Arif Keskiner, Ercan Kont, Yılmaz Köksal, Barışmanço, Sadettin Öktenay, Hasan Özel, Hasan Özçivi, Ali Hbibp Özgentürk, İsmail Polat, Mustafa Sağyaşar, Suavi Soney, Erkan Sürmen, Ali Şen, Şener Şen, Necmi Şenel, Güven Şengil, Ali Şenozan, Aziz Şenses, Ferdi Tayfur, Faruk Tınaz, Tolgahan, Folklor Ekibi - ADANA'nın KÜLTÜRÜDanyal Topatan, Seyhan Tütün, Abdurrahman Yağdıran, Meral Zeren.

Bilim Alanında Ünlüler

Abdullah Sisi, Abdurrahman Efendi, Remzi Oğuz Arık, İbrahim Ağah Çubukçu, Hamza Eroğlu, Ahmet Ramazanoğlu, Ali Sevim.

Folklor

      Çok değişik uygarlıkların yaşamına sahne olan Çukurova'da Folklor'un da zengin olması doğaldır.

      Tarihin çok eski çağlarında yaşayan medeniyetlere ait folklor ürünlerinin hangilerinin bugüne kadar yaşadığı, hangilerinin folklor verimi ile bütünleştiğini saptamaya olanak yoktur. Yöre Türk folklorunun tarihi başlangıcını da 7.yüzyıl olarak söylemek doğru olur.

      Anadolu folklorunun genel karekteristiği yöre folklorün de, bazı değişikliklerle aynen görülmektedir. İklim, iş bölümü, gelenek ve görenekler, folklorun bölge içinde diğer bölgelere göre başkalaşmasına önemli ölçüde etken olmuştur. Şölen, av folkloru ile bu yaşam biçimine uygun giyim, özgür yaşam tavrı bu etkilerle oluşmuş önemli folklor özelliklerindendir.

      Adana köylerinin bir kısmında hakim olan giyim tarzı, düğünler, cirit, güreş, sinsin gibi oyunlar varlıklarını devam ettiren folklor özellikleridir.

Halk Ozonları      İlin Yetiştirdiği halk ozanlarının başında Karacaoğlan ve Dadalloğlu gelir. Bunların yanısıra ünü çevresini aşmayan sayısıs halk ozanı da vardır.

 Adana Kebap - ADANA'nın KÜLTÜRÜGeleneksel Yiyecek ve İçecekler

Adana yöresinin zengin bir yemek kültürü bulunmaktadır. Bu yemek kültürünün bu kadar zengin olmasının nedeni çeşitli kültürlerin etkisinde kalması ve onların yemekleri ile kendi yemeklerini damak  İçli Köfte - ADANA'nın KÜLTÜRÜzevkine uygun olarak birleştirmesidir. Adana yemeklerinin en önemli özelliği un, bulgur, et sebze ile çeşitli baharatların çok kullanılmasıdır. Aynı zamanda süt, yoğurt, peynir, çökelekte bol miktarda kullanılmaktadır. Özellikle etli yemekler sebze ile birleştirilerek yapılır. Bakliyat türleri ile sebze yemekleri ve çorbalarda bol miktarda  kullanılmaktadır.

 

 

 

 

En Ünlü Yemekler  

    Adana kıyma kebabı, Adana kuşbaşı, içli köfte, kısır, işkembe dolması vb. Ünlü İçecekler
Şalgam suyu, aşlama(meyan kökü), ayran.

En Ünlü Tatlılar

Taş kadayıf, karakuş tatlısı, nemse tatlısı, halka tatlısı ve bici-bici'dir.

 

ADANA'nın İLÇELERİ

      İlçe sayısı 13 olan Adana’nın 46 Belediyesi, 550 köyü bulunmaktadır. 05.06.1986 tarihinde çıkarılan 3306 sayılı yasa ile Büyükşehir statüsüne kavuşmuştur. 28.10.1996 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile Osmaniye ilçesi Adana’dan ayrılarak İl olmuş, Adana’nın Kadirli, Düziçi, Bahçe ilçeleri Osmaniye’ye bağlanmıştır.


İlçeler

·  Aladağ

·  Ceyhan

·  Feke

·  İmamoğlu

·  Karaisalı

·  Karataş

·  Kozan

·  Pozantı

·  Saimbeyli

·  Seyhan

·  Tufanbeyli

·  Yumurtalik

·  Yüreğir

ALADAĞ

Aladağ - ADANA'nın İlçeleri      Karaköy adıyla 1835 yılından itibaren Karaisali ilçesine bağlı bucak merkezi iken, 1973 yılında belediye teşkilatı kurulmuş ve ismi de Karsantı olarak değişmiştir. Yüzölçümü 1380 km2 olan ilçe coğrafi yapısı nedeniyle idari yönden kolaylık sağlanması amacıyla 09.06.1987 tarih ve 3392 sayılı kanunla Aladağ ismini almıştır.
      Aladağ İlçesi, dağlık ve engebeli derin vadili bir alan üzerine kurulmuş olup, denizden yüksekliği 850 metredir.       Yaz aylarının serin geçtiği ilçede Çukurova yöresinden halkın yoğun olarak göç ettiği Başpınar, Meydan ve Tekir yaylaları bulunmaktadır.
      İlçe sınırları içinde Kapuzbaşı Şelalesi ile Eyner Simit Şelalesi görülmeye değer birer doğa güzellikleridir. İlçe Adana'ya
100 Km. uzaklıkta olup, 27 köyü bulunmaktadır.

İlçede Bulunan Eserler

Akören Kalesi, Mazılık ören yeri ve kalesi, bunların batısında Postyağbasan kalesi, 3 adet de kilise bulunmaktadır.

 

CEYHAN

Yılankale-Ceyhan - ADANA'nın İlçeleriCeyhan - ADANA'nın İlçeleri      Fenikeliler döneminden beri bir yerleşim merkezi olan Ceyhan çeşitli uygarlıkların etkisi altında kalmıştır. 1516 yılından itibaren Osmanlı idaresine giren Ceyhan, 1864'te Kırımdan gelen Nogay Türklerinin buraya iskanı ile Yarsuvat, II.Sultan Abdulhamit döneminde ise Hamidiye, daha sonra da Ceyhan nehrinden dolayı 1926 yılında Ceyhan ismini almıştır.

İlçe Adana'ya 43 Km. uzaklıkta olup, yüzölçümü 1.426 km2'dir. İlçenin 71 köyü bulunmaktadır.

İlçede Bulunan Eserler

Kurtkulağı Kervansarayı, Yılankale, Ulu Cami, Sirkeli Höyüğü, Muradiye Cami, Durhasan Türbesi, Dumlu Kalesi

     FEKE

Feke - ADANA'nın İlçeleri      İlin kuzey kesiminde Çukurova'yı İç Anadolu'ya bağlayan Gülek Karacaoğlan Anıtı - ADANA'nın İlçelerigeçidinden sonra ikinci yol üzerindedir. Tarihi çok eskilere dayanan Feke sırasıyla M.Ö. 16.yy'da Hititlerin, M.Ö.6.yy'da Perslerin, M.Ö. 333 yılında Büyük İskender'in eline geçmiş, daha sonra da Romalılar ve Bizanslıların idaresine girmiştir.
      Kilikya'ya Arap-İslam orduları girdikten sonra buradaki Ermeni muhacirleri 1081 yılında Toroslara yerleşmiş ve Vahka Feke Kalesini Bizanslıların elinden almışlardır. Yöre daha sonra Memlüklere geçmiş, Türk boylarının Anadolu'ya gelmesi sonucunda bölgeye Türkler egemen olmuştur.       Feke, 1942 yılında bugünkü bulunduğu yere taşınmıştır.  Adana'ya
122 Km. uzaklıkta olan ilçe, deniz seviyesinden 620 m. Yüksekliktedir.  38 köyü bulunan ilçenin yüzölçümü 1.335 km2’dir.

İlçede Bulunan Eserler

İlçenin kuzeydoğusundaki eski ilçe merkezinde bulunan kalenin 12.yüzyılda Bizanslılar tarafından yapıldığı sanılmaktadır.

 

 

 

 

İMAMOĞLU

İmamoğlu - ADANA'nın İlçeleri      1930'larda bir konaklama evi bulunurken 1936 yılında yöreye Romanya'dan muhacirler gelerek bugünkü şehirmerkezinin bulunduğu yere planlı bir şekilde yerleştirilmiştir. Daha sonra Kozan ve Ceyhan İlçelerinde yaşayan göçmenler de İmamoğlu'nda toplanmışlardır. 30.07.1959 tarihinde bucak teşkilatı, 1964 yılında belediye teşkilatı kurulan ilçe 18.07.1983 tarihinde Kozan ilçesinden ayrılmış ve yeni bir ilçe statüsüne girmiştir.
      Adana'ya
45 km uzaklıkta olan ilçenin yüzölçümü 424 km2 olup, 19 köyü bulunmaktadır

 

 

KARAİSALI

Karaisalı - ADANA'nın İlçeleri      Tarihi geçmişi Roma devrine kadar uzanan ilçe merkezinin güneyinde Romalılara ait şehir kalıntılarına rastlanmaktadır.
      Çeşitli uygarlıkların yaşadığı bu yer Türklerin Anadolu'ya yerleşmesinden sonra "Çeceli" adını almıştır.Yerleşik halk Yüreğir ve Menemencioğlu soyundandır. Karaisalı adını Ramazanoğullarından Karaisalı Bey'den dolayı almıştır. İlk ilçe merkezinin bugünkü Hacılı köyü olduğu söylenmektedir. 70 köyü olan Karaisalı ilçesi Adana'ya
47 km uzaklıktadır. Denizden yüksekliği ise 240 metre olup, yüzölçümü 1.517 km2'dir.


İlçede Bulunan Eserler

İlçede en eski cami 150-160 yıllıktır. Karakılıç köyü yakınlarında Milvan kale bulunmaktadır. Ortaçağ dönemine aittir.

KARATAŞ

Karataş - ADANA'nın İlçeleri      M.Ö. 1000 yıllarında Magarsus adıyla kurulmuş bir liman şehri olan ilçe, Arzana, Hitit, Yunan, Roma, Bizans, Ortaçağda Roma ve Abbasilerin egemenliğini yaşamış, 1517 yılında Osmanlıların eline geçmiştir. I.Dünya savaşından sonra bir yıl Fransızların işgalinde kalmış, 1928 yılında bucak teşkilatı kurulmuştur. 1957 yılında da ilçe olmuştur.
      46 köyü olan Karataş ilçesi Adana şehrinin güneyinde bir sahil şehri olup, il merkezine
47 km uzaklıktadır. Yüzölçümü 922 km2 dir.

 

İlçede Bulunan Eserler

Yanık Kilise(Karakilise Kalıntısı), Antik Magarsus Kilisesi, Menzil Hanı Kalıntısı, Tarihi Han Kalıntısı, Amfi Tiyatro

 

KOZAN

Kozan Kalesi - ADANA'nın İlçeleriKozan - ADANA'nın İlçeleri      Tarihi M.Ö. 1900 yıllarında dayanan ilçe, uzun yıllar Hitit Krallığı'nın bir merkezi olmuştur. Daha sonra Asurlular, İranlılar, Araplar, Selokidler, Romalılar ve Bizanslılarca yönetilmiştir. Yakınçağda "Sis" olarak anılan yöreye Ermeniler, Selçuklular, Ramazanoğulları egemen olmuş, 1854'te Osmanlılar'a isyan eden Kozanoğulları Kozan, Kadirli ve Karaisalı ilçelerini almak istemişlerdir. Kurtuluş savaşından sonra burada bulunan Fransıs ve Ermeniler ilçeyi terketmişlerdir. Kozan, 1923 yılında vilayet, 1926 yılında ilçe olmuş ve Adana'ya bağlanmıştır. İlçenin il merkezine uzaklığı 68 km olup, yüzölçümü 1.690 km'dir.

İlçede Bulunan Eserler

Kozan Kalesi, Bucak Kalesi, Hoşkadem Cami, Pelesel Manastırı Kalıntıları, Anavarza Kalesi ve Kalıntıları

 

POZANTI

Pozanti - ADANA'nın İlçeleri      Adana'nın kuzeyinde, Toros dağlarından Anadolu'ya geçiş yolu üzerinde kurulan Pozantı ilçesi, ismini yakınında bulunan Doğu Roma şehri olan "Podantrani'den almıştır. Pozantı ve çevresi Hitit, Pers, Roma, Bizanslılar ve Abbasilerin idaresine girmiş, 1071 yılında da Türklerin eline geçmiştir. 1517 yılında Osmanlı topraklarına katılmıştır. 1914-1917 yılları arasında demiryolunun bölgeye gelmesi ile Pozantı'da kesin yerleşim düzenine geçilmiştir. 1919-1920 yıllarında Fransızların işgaline uğrayan yöre halkı direnişe geçmiş ve 1920 yılında Pozantı işgalden kurtulmuştur. Bu dönemde Yeni Adana ismi ile il merkezi, sonra da bu statüsünü kaybederek Karaisalı'ya bağlı bir bucak merkezi olmuştur. 1954 yılında da Adana'ya bağlı ilçe merkezi olarak idari yapısını sürdürmektedir. 16 köyü olan Pozantı ilçesinin il merkezine uzaklığı 98 km olup, yüzölçümü 772 km2 dir.

İlçede Bulunan Eserler

Kızıl Tabya, Ak Tabya, Yakapınar Köprüsü, Anaşka Kalesi

SAİMBEYLİ

Saimbeyli - ADANA'nın İlçeleri      İlçenin kuruluşu hakkında elde kesin bilgiler bulunmaktadır. Tarihi kalıntılara göre Hititler devrine kadar uzanmaktadır. İlçenin eski adı "Haçin" dir. Bu ismin de ovaya egemen olan Anavarza Beyliğin'den geldiği ve Bey Toryo'nun oğlunun adı olduğu bilinmektedir. Bölge çeşitli uygarlıkların etkisi altında kalmıştır. Osmanlı döneminde Maraş sancağının Elbistan kazasına bağlanmıştır. Kurtuluş savaşı sırasında Fransız işgali altında kalmış, 18 Ekim 1920'de Yüzbaşı Doğan ve Kaymakam Saim Bey tarafından kurtarılan bölge 1922 yılında Kaymakam Saim Bey'den dolayı bu adı almış, yeni bir ilçe olarak kurulmuştur. 1928 yılında bugünkü yerine nakledilmiştir.  Adana merkezine uzaklığı 157 km olup, yüzölçümü 1170 km2'dir. Denizden yüksekliği 1050 metre olup, 25 köyü bulunmaktadır.

İlçede Bulunan Eserler    Saimbeyli Kalesi

Büyük Saat-Seyhan - ADANA'nın İlçeleriAdana Valilik Binası-Seyhan - ADANA'nın İlçeleriSEYHAN

      Seyhan, Adana ilinin merkez ilçesi iken, 05.06.1986 tarihinde ayrı bir ilçe olmuştur. Çeşitli uygarlıkların kent merkezi olma konumu yüzyıllar boyunca devam ettirmiştir.     İlçe 1918-1920 tarihi arasında Fransız işgalinde kalmış ve 05.01.1922 de düşmandan kurtarılmıştır. Denizden yüksekliği 23 metre olup, 30 köyü bulunmaktadır. Yüzölçümü 4200 km2’dir.

İlçede Bulunan Eserler

Taşköprü, Bebekli Kilise, Saat Kulesi, Bedestan, Ulu Cami, Yağ Cami, Yeni Cami, Hasanağa Cami(Hasan Kethüda), Kemeraltı Cami, Akça Mescit (Ağca Mescit), Ramazanoğlu Konağı ve Harem Dairesi, Çarşı Hamamı, Irmak Hamamı, Gök Hanı Kapısı, Bahçe Paşa Çeşmesi

 

TUFANBEYLİ

Şar Kilisesi-Tufanbeyli - ADANA'nın İlçeleriTufanbeyli - ADANA'nın İlçeleri      İlçenin yerleşim yeri çok eski tarihlere dayanmaktadır. Bunun örnekleri olarak ilçenin kuzeyinde Sur Hacıbekri, Hanyeri köyü yakınındaki höyükler, aynı zamanda ilçenin güneyindeki kale kalıntısı, ören yerleri buranın tarihinin çok eski uygarlıklara dayandığını göstermektedir.
      İlçe Hüketçe adıyla Saimbeyli ilçesine bağlı bir bucak merkezi iken 28.04.1958'de Saimbeyli'den ayrılarak Mağra adıyla ilçe olmuştur. Daha sonra ismi Kurtuluş savaşında büyük kahramanlıklar gösteren Osman Tufanbey'in adından dolayı Tufanbeyli olmuştur.  Denizden yüksekliği 1474 olup, Adana'ya
190 km uzaklıktadır. 31 köyü olan ilçenin yüzölçümü 964 km2'dir.

İlçede Bulunan Eserler

Şar Harabeleri, Romalılardan kalma Amfi tiyatro ile Bizans kilise kalıntıları bulunmaktadır. Gebze mevkiinde Hititlere ait kaya kabartmalarına rastlanmaktadır.

YUMURTALIK

Yumurtalık Kalesi ve Balıkçı Barınağı-Yumurtalık - ADANA'nın İlçeleri      İlçe, Ceyhan'a bağlı bir bucak merkezi iken 1959 yılında ilçe olmuştur. Eski adı Ayas olan Yumurtalık'ın tarihi ortaçağlara kadar uzanmaktadır. Bir liman şehri olarak bilinen ilçede eski uygarlıklara ait çeşitli eserlere rastlanmaktadır. Bir sahil ilçesi olan Yumurtalık'ta nüfus yaz aylarında 30+40 bin civarına yükselmektedir.
      Şehir merkezine yakınlığı, kültürel değerleri, temiz ve berrak denizi, güneşlenmeye uygun geniş plajı ile cazip bir tatil merkezi özeliği taşımaktadır. Son yıllarda pansiyonculukta büyük gelişmeler görülmektedir. Adana merkezine
80 km uzaklıkta olan ilçenin yüzölçümü 501 km2 olup, 16 köyü bulunmaktadır

İlçede Bulunan Eserler 

İlçede Ayas kalesi, Süleyman kulesi ve Markopolo iskelesi bulunmaktadır. Yapılış tarihi konularında kesin bilgi olmamakla beraber Orta Çağda yapıldığı tahmin edilmektedir.

YÜREĞİR

      Adana merkez ilçesinden 05.06.1986 tarihinde ayrılarak ayrı bir ilçe olmuştur. İsmini M.S.1250-1352 Yılları arasında Türk Oğuz boyundan üçoklara ait Yüreğir aşiretinin buraya yerleşmesinden dolayı almıştır. Denizden yüksekliği 23 metre olan ilçenin yüzölçümü 1538 km2'dir. 79 köyü bulunmaktadır.

İlçede Bulunan Eserler

 İlk ve ortaçağda önemli bir yerleşim merkezi olan Yüreğir ve yöresinde eski eser olarak köprü ve höyük, yer mozaikleri ve su kemerleri, hamam ve kervansaray bulunmaktadır. Bu eserler Hitit, Roma, Selçuk ve Osmanlı dönemlerine aittir.