Güneyin
sıcak şehri Adana; verimli topraklarıyla, tarihi ve doğal güzellikleriyle,
tarım, sanayi ve ticaret merkezi olma özellikleriyle, sanatsal ve kültürel
dokusuyla ülkemizin önemli kentlerinden birisidir. Adana,
Türkiye'nin güneyinde Akdeniz Bölgesi'nin Doğu Akdeniz Bölümü'nde yer alan
14.030 km² yüz ölçümüne ve 1.849.478 nüfusa (2000 sayimi sonuçlari) sahip bir
ildir. İlçe sayısı 13 olan Adana'nın 53 Belediyesi,468 köyü bulunmaktadır.
Adana ilinin merkezi yine aynı adla anılan Adana kenti olup, Adana ili ve il
merkezi Türkiye'nin en önemli tarımsal üretim bölgelerinden olan Çukurova
Deltasi'nda yer alır ve esas olarak gelişimi ve ekonomisi tarımsal üretim ve
tarıma dayalı endüstri yoğunlukludur. 05.06.1986 tarihinde çıkarılan 3306
sayılı yasa ile Büyükşehir statüsüne kavuşmuştur
Adana kenti, Seyhan ve
Ceyhan nehirlerinin oluşturduğu Çukurova Deltası'ndan kuzeydeki dağlara doğru
hafif bir eğimle yükselen alüvyal dolgu taraçalardan biri üzerinde, denizden
yaklaşık
Adana şehir merkezine yakın
olan Adana Şakirpaşa Havaalanı 1937'de hizmete açıldı. 1988 yılında alana
toplam 6646 iniş-kalkış yapılmış, 348592 yolcu taşınmıştır. Adana'dan Ankara,
İzmir, Istanbul ve yaz aylarında Almanya'ya düzenli tarifeli uçak seferleri
vardır. Adana'nın Karataş ilçesi'nde yeni bir uluslararası havalimanı
çalışmaları sürdürülmektedir.

ESKİ ÇAĞLARDA ADANA
Tarihi araştırmalardan elde
edilen bilgilere göre, Çukurova, Yontma taş Devrinden bu yana yerleşim yeri
olmuştur. Çukurova'nın en eski yerleşim merkezlerinden biri Tepebağ Höyüğü ilk
çağlardan kalmadır. Höyükte rastlanan surlarla çevrili kent çekirdeği burada
Neolitik çağda yaşayan kent dönemine ışık tutmaktadır.
Tepebağ'ın güneyinde Taş Köprü'nün
bitişğinde eski kale yıktırılarak yerine Adana Kalesi yaptırılmıştır. Bu kaleyi
daha sonra Mehmet Ali Paşa yıktırmıştır. 1553'te başlayan Ramazanoğulları
devrinde, kent oldukça büyümüş bu dönemde Ulucami Tuzzhanı, Yağ Camii gibi
eserler yapılmıştır. Adana, Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferinden Osmanlılar'a
bağlanmış, 1608'de eyalet olmuştur. Sırasıyla Konya, Malatya, Şam, Halep
eyaletlerine bağlı kalmıştır. Bir ara Kıbrıs'tan da idare edilmiş, 1867'de
vilayet bundan sonra da Adana Sancaği'nın merkez ilçesi olmuştur. Bu durum
Fransız işgaline kadar sürmüştür. İşgal sırasında vilayet merkezi Pozantıya
nakledilmiş, işgal sona erince Adana yeniden vilayet merkezi olmuştur.
Cumhuriyet, devrinde çok gelişmiştir.
ESKİ ÇAĞLARDA ADANA BÖLGESİNİ EGEMENLİKLERİ ALTINDA
BULUNDURAN GURUPLAR
Luvi Krallığı (M.Ö.1900) , Arzava Krallığı (M.Ö. 1500-1333) , Hitit Krallığı
(M.Ö. 1900-1200), Kue Krallığı (M.Ö.1190-713), Asur Krallığı (M.Ö. 713-663) ,
Pers Satraplığı (M.Ö.612-333), Helenistik Dönem (M.Ö. 333-323) Selökidler (M.Ö.
312-133), Korsanlar Dönemi (M.Ö. 178-112), Romalılar (M.Ö.112-M.S. 395)ORTA
ÇAĞDA ADANA BÖLGESİNİ EGEMENLİKLERİ ALTINDA BULUNDURAN GRUPLARBizanslılar
(M.S. 395-638), İslam Devri, Selçuklular, Ermeni Krallığı
YENİ ÇAĞDA ADANA Mısır Türk Memlukları, Ramazanoğulları,
Osmanlılar.
ADANA'NIN İŞGALİ VE KURTULUŞ SAVAŞI Kayıplara
sebep olan I. Dünya Savaşı, siyasi ve
ekonomik üstünlük
için birbirleri ile mücadeleye girişen Avrupa devletleri arasında ve Avrupa'da
çıkmıştır. Kısa zamanda mücadele bütün kıtalara yayılmış ve Osmanlı
imparatorluğu da bu savaşın içine sürüklenmiştir. Sonunda imparatorluk çökmüş
toprakları parçalanmış, anayurt bile düşman istilası altında kalmıştır.
Beş cephede birden ve pek çok devlete karşı
savaşmak zorunda bırakılan Osmanlı Devleti, Mondros Ateşkes Anlaşması ile
imparatorluk topraklarının pek çoğunu düşmana bırakarak çekilmiştir. İşte bu
dönemde Suriye cephesinde kalan Türk birliği, o cephede
Yıldırım Orduları
komutanı olarak bulunan Mustafa Kemal idaresinde Halep'e çekilerek, tamamen yok
edilmekten kurtarılmıştır. Zamanın sadrazamı İzzet Paşa tarafından, o sırada
grup komutanı Liman Von Sanders'ten (Alman Komutanı) elindeki tüm grup komuta
ve koordinasyon yetkisini Mustafa Kemal Paşa'ya devretmesi bildirilmiş ve bu
devir-teslim işlerini gerçekleştirmek için 31 Ekim 1918'de Mustafa Kemal Paşa
Adana'ya gelmiştir. Liman Von Sanders Paşa'nın Yenildik...bizim için her şey
bitti sözüne karşılık, yetkiyi teslim alan Mustafa Kemal Paşa Savaş müttefikler
için bitmiş olabilir ama bizi ilgilendiren savaş, kendi istiklalimizin savaşı,
ancak şimdi başlıyor karşılığını vermiştir.İşte bu sözlerin özetlediği ve
vurguladığı mücadele yılları 1922'ye hatta politik anlaşmaların bitimine kadar
yani 1923'e kadar sürmüştür.
Toros geçitlerini tutmaya çalışan Bnb.Menil
komutasındaki Fransız taburu, milli kuvvetler karşısında tutunamayarak kaçmaya
çalışmış, ancak Karaboğazı'nda çevrilerek esir alınmıştır.İşte
Fransız taburunu esir alan 40 kişilik Kahraman Milis Müfrezesi Bucak
Köyü'nde görülüyor. Mustafa Kemal Paşa 31 Ekim 1918'de geldiği Adana'da
11 gün kalmış, etrafın ve halkın durumunu inceleyerek bunu Genel Kurmay
Başkanlığı'na bildirmiştir. Bu telgraflarda sadece mevcut durum değil, ileriye
dönük düşünce ve uyarılar da yer almıştır.İskenderun'a asker çıkararak işgal
teşebbüsünde bulunurlarsa ingilizlere ateş açılacağını zamanın hükümet ve
başbakanına telgrafla bildiren Mustafa Kemal Paşa, aynı zamanda kendine bağlı
kumandalara da benzer bir emir vermiştir. Verilen emre göre denizden
İskenderun'a çıkartma yapmak isteyen İngiliz ve Fransızlar'a ateşle karşı
konulacaktır.
Tarihi açıdan bakılacak olursa, Adana'dan
verilen bu ilk emir Türk Kurtuluş Savaşı'nın ilk emridir. Nitekim, 15 Mart
1923'te Adana'ya tekrar gelen Mustafa Kemal Paşa bu durunu şu sözleriyle toplum
ve tarih önünde kanıtlamıştır: Bende bu vekayiin ilk hiss-i teşebbüsü bu
memlekette, bu güzel Adana'da vücut bulmuştur.Adana'dan İstanbul'a
gönderilen telgrafların hiçbir olumlu etkisi olmadığı gibi, kısa bir süre sonra
Yıldırım Orduları Grubu ve 7. Ordu Karargahı lağvedilmiş ve Mustafa Kemal Paşa
İstanbul'a çağrılmıştır. Adanalılar, İstanbul Hükümetinin 23 Kasım 1918
tarihli, Adana ve dolaylarının boşaltılmasını zorunlu kılan kararını büyük
tepki ile karşılamışlardır. Durumu protesto eden, böyle bir harekatın
yaratacağı vahim hadiseleri vurgulayan bir telgraf dönemin İçişleri Bakanına
yollanmıştır. Kısa bir süre sonra işgal kuvvetleri Mersin limanından
Çukurova'ya girmiş, tüm kilit noktaları kontrol altına almış ve sonra Adana'yı
işgal etmişlerdir. Bu işgal sırasında Türklere ait bütün sembol, arma, işaret
ve levhalar yok edilmiş ve sistemli şekilde Türk halkının soykırımı yoluna gidilmiştir.
Fransıs işgal kuvvetleri tarafından yine çok planlı ve katı bir şekilde
uygulanan diğer bir işlem de Adana, Çukurova ve civarı bölgelere Ermenilerin
yerleştirilmesi olmuştur. 1915 yıllarında yani I. Dünya Savaşı sırasında
Anadolu'nun Doğu yöresinde isyan eden Türk halkını öldürüp, işkence eden ve
Ruslara yardım ederek ülke içinde 5. kol olarak çalışan Ermenilerin 1915
tarihli Tehcir Kanunu ile Suriye'ye zorunlu göçleri sağlanmıştır. 1918'de Adana
ve Çukurova'yı işgal eden Fransızlar kendi birlikleri içinde özellikle Ermeni
askerleri getirdikleri gibi, Suriye'den 70 bin Ermeniyi Adana'ya, 12 binini
Dörtyol'a, 8 binini Saimbeyli'ye yerleştirmişlerdir. Hatta Antep ve Maraş
çevresine de 50 binden fazla Ermeni getirilmiştir. Bütün bu gayretler adeta I.Haçlı
Seferi sırasında olduğu gibi yine Avrupa devletlerine bu bölgede ileri karokol
görevini görecek bir Ermeni Krallığının yeniden oluşturulması içindi. 1918-1919
yıllarında Adana'da tam bir terör ve cinayet dönemi yaşanmıştır. 
Bunlar arasında Abdiağa çiftliği olayları,
şehir içi cinayetleri, Taşköprü'de Türklerin çarmıha gerilişi ve kırbaçlanarak
öldürülüşü gibi olaylar toplum şuurundan ve hatırasından çıkmayacak olaylar
haline gelmiştir. Bunca terör ve baskı arasında Adana ve yöredeki Türkler, örgütlenerek
Kilikya Milli Kuvvetler Teşkilatını oluşturmuşlardır. Çukurova, bölgelere
ayrılarak, her bölgeye milis kuvvetleri ve komutanı atanmış ve bölge bölge tüm
yöre bu milli direnme ve mücadele teşkilatının denetimine girmiştir. Şubat
1920'den itibaren milli kuvvetler düşmana karşı zaferler kazanmaya başlamış ve
her zafer daha iyi bir örgütlenme ve daha yüksek bir moral kuvveti
sağlamıştır.1920'de Toroslar'dan Fransızlara saldırı başlatılmıştır. Sonuçta 27
Mayıs 1920'de Fransız orduları komutanı Menil, milli kuvvetler tarafından esir
alınmıştır. Kar Boğazı Olayı olarak bilinen olay, Kuvayi Milliyenin ilk siyasi
zaferidir. Bunu takiben 28 Mayıs 1920'de Fransızlar Mersin-Adana hattına
çekilmişler ve kuzey Çukurova (Kozan ve diğer dağlık bölgeler) tamamen kurtarılmıştır.
Düzlük, ovalık yörelerde Ermeniler zulüm ve şiddeti artırmışlar ve sayısıs
cinayetler işlemişlerdir.10 Temmuz 1920'de Ermeniler tarafından Türklere karşı
büyük bir şiddet ve soykırım harekatına girişilmiş ve bu harekat sonucu
onbinlerce Türk Toroslara doğru kaçmıştır. Dörtgün süren bu hareket tarihte Kaç
Kaç olayı olarak isimlendirilmiştir. 5 Ağustos 1920'de Mustafa Kemal Paşa,
Fevzi Bey (Çakmak) ve milletvekilleri Pozantıya gelmiş ve orayı il haline
getirerek Pozantı Kongresini yapmışlardır.
Daha büyük direnişe
geçen Türkler çok büyük kayıplar vermişlerdir. Buna rağmen Kasım 1920
sonlarında Fransızları ağır yenilgiye uğratmayı başarmışlardır. Sonuç olarak
Fransa, T.B.M.M. hükümetini resmen tanıyarak barış yoluna gitmiştir.
Türk-Fransız barış anlaşması, 20 Ekim 1921'de Ankara'da yapılmıştır. Bu anlaşma
gereğince 5 Ocak 1922'de Fransızlar Çukurova'dan tamamen (getirdikleri
Ermenileri de beraberinde götürerek) çekilmişlerdir. Fransızlarla gidemeyen
veya yerli olan Ermeniler de bölgeden kaçmışlardır. Bunlardan 120 bini tekrar
Suriye'ye, 30 bini Kıbrıs veya İstanbul'a gitmişlerdir. 5 Ocak 1922 kurtuluşunu
kutlama amacı ile Büyük Saat ile Ulu Camii arasına çok büyük bir bayrak
çekilmiş ve daha sonra bu bayrak çekilmesi olayı il'in kurtuluş günlerinde
tekrarlanmıştır. Bayrak Adana'nın simgesi haline gelmiştir. Adana ve Çukurova
halkı milli kuvvetlere katılarak yurdun diğer cephelerinde de çarpışmış ve
anavatanı düşmandan kurtarma mücadelesinde sonuna kadar yer almışlardır.
ADANA'NIN COĞRAFİ
KONUMU
Adana İli 35-38 enlemleri ile 34- 46 doğu
boylamları arasında ve Akdeniz Bölgesi'nde yer almaktadır. Kuzeyinde Kayseri,
doğusunda Kahramanmaraş ve Gaziantep, batısında Niğde ve İçel güneydoğusunda
Hatay illeri bulunur. Güneyi
YER ŞEKİLLERİ Adana ili, yer
şekilleri bakımından dağlık ve ovalık olmak üzere iki bölüme ayrılır.
DAĞLIK ALAN İlin
kuzeybatı, kuzey ve kuzeydoğu bölümleri, Orta Toros adı verilen dağ sistemi ile
çevrelenmiştir. Doğuda sınır, Toros sistemine giren Amanoslar'a dayanır. Orta
Toroslar üzerinde üç ayrı dağ sırası görülmektedir. Bunlar, batıdan başlayarak
Bolkar Dağları, Aladağlar ve Tahtalı Dağları'dır. Ayrıca Orta Toroslar'ın
kuzeydoğu uzantısını oluşturan Binboğa Dağları, ilin sınırlarını aşmakta,
Kahramanmaraş iline uzanmaktadır. Eski adı Bulgar Dağları olan Bolkar Dağları,
batıda Taşeli Platosu, doğuda uzun bir oluk biçiminde uzanan ve jeologların
Ecemiş koridoru adını verdikleri derin bir kanyon ile sınırlanır. Batıda
tepeciklerle başlayan Bolkar Dağları, kuzeydoğuya doğru gidildikçe yükselerek
belirgin bir dağ sırası haline gelir. Yükselti, kütlenin batısında
İldeki
dağların en yüksek tepelerinin bulunduğu Aladağlar, kuzeydoğu yönünde yaklaşık
Tahtalı Dağları Seyhan
Irmağı ile Zamantı (Sanvantı) ve Göksu kolları arasında uzanan dağların tümüne
denir. Kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanan bu dağların üzerinde, Koç Dağı,
Soğanlı Dağı, Beydağı, Alaylı Dağı, Bakır Dağı gibi doruklar sıralanır. Tahtalı
Dağları Seyhan ve Ceyhan vadileri arasında uzanan Binboğa Dağları'yla birlikte
eskiden antitoros denilen dağların bir koludur. Dağlar güneye doğru vadilerle
parçalanmış ve geçilmez bir görünüş almıştır. Kuzeydoğuda hemen hemen çıplak
olan bu dağlar güneye doğru daha ormanlık bir bitki örtüsüyle kaplıdır. Orta
Toros Sistemi içindeki dağlar üzerinde Gülek Boğazı'ndan başka, Kozan'ın
Akçalıuşağı Köyün'den sonraki Elmedere Geçidi bulunmaktadır.
OVALIK ALAN Bütünüyle
Adana Ovası adı verilen havzanın kalan bölümüne Çukurova, kuzeyde kalan bölüme
ise yukarı ova Anavarza denir. İki ovayı Misis Dağları ayırır. Tepe özelliği
gösteren bu dağların en yüksek noktası olan Cebelinur Dağı'nın yüksekliği
Çukurova Türkiye'nin en
geniş delta ovasıdır. Seyhan ve Ceyhan nehirleri ile Berdan (Tarsus) Çayı'nın
getirdiği alüvyonlardan oluşmuştur ve karışık yapılıdır. Sınırları
coğrafyacılar arasında tartışma konusudur. Bazılarına göre Yukarıova ile
birlikte, güneydeki ovanın ikisine birden Çukurova denir. Yörede oturanlar da
Çukurova adını bu geniş anlamıyla kullanırlar. Orta Toros eteklerinden
Akdeniz'e kadar uzanan ovanın bütününü Adana Ovası adıyla anmak ve daha çok
sayıda ova birimlerine ayırmak mümkündür. Yüreğir, Misis, Ceyhan, Haruniye,
Osmaniye ve Yumurtalık ovaları gibi., Bu ovaların en büyüğü
AKARSULAR VE GÖLLER Seyhan ve Ceyhan
il toprakları içinde yer alırlar. Rejimleri diğer akarsular gibi düzensizdir.
Seyhan Nehri (
Akdeniz Bölgesi'nin
ikinci büyük ırmağıdır. Elbistan'ın kuzeyindeki dağlardan doğar.
Hurma suyu, Söğütlü
Deresi, Göksu Çayı ile birleşerek Ceyhan Irmağı yaklaşık 2500 yıl öncesine
kadar, Seyhan gibi Karataş'ın batısında denize ulaşırken, sonradan Bebeli
Boğazını yararak doğuya Dönmüş ve İskenderun Körfezine dökülmeğe başlamıştır.
1935 yılında meydana gelen taşma sonucunda güneye Yönelmiştir. O tarihten beri
Hurma Boğazında denize dökülmektedir. İlde ülkenin önemli barajlarından olan
Seyhan Baraj Gölünden başka, güneyde kıyıda da ağızlarla denize açılan Akyatan,
Akyayan, Tuzlagölü gibi birkaç kıyı gölü ve Aladağlar üzerinde Yedigöller
adıyla anılan küçük buzul gölleriyle, karaisalı yakınlarındaki Barak köyü
sınırları içinde Karstik Dipsiz Göl adı verilen alabalığıyla ünlü göller
vardır.
İKLİM
Adana, Akdeniz iklim özelliklerini taşır.
Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlıdır. Bölgede meydana gelen
yağışlar, genellikle yamaç yağışları ve gezici hava kütlelerinin karşılaşması
ile oluşur. Ortalama yağış miktarı
nem % 66 olmakla
beraber, yazın % 90'ın üzerine çıkar. 37 yıllık ortalama sıcaklık
gün olarak
belirlenmiştir.
BİTKİ ÖRTÜSÜ Adana
çevresindeki bitki örtüsü, Akdeniz iklim özelliklerini taşır. 700-
JEOLOJİ
Adana ilinin genel jeolojik yapısı iki
kesimde incelenir. Doğu Taridler kuşağı (Dağlık kesim), (Ovalık kesim) Doğu
Taridler Kuşağı Alp dağlarının bir devamı olan Toros Dağları genç dağlar olup,
III. Jeolojik dönemin ikinci yarısında meydana gelmiştir. Ancak ilk jeolojik
dönem olarak kabul edilen Alt Kambriyene ait yüksek derecede metamorfizmaya
uğramış sedimenter kayaçlarla başlamaktadır. Aladağlar genellikle, Karbonifer
sonu ile Permiyen başı (yaklaşık 280 milyon yıl önce) ve Tebeşir Dönemi
(yaklaşık 136-65 milyon yıl önce) kalkerlerinden oluşmuştur. Bu kalker kütleler
arasında yer yer ultrabazik nitelikli efit kayaçlar bulunur.
Tahtalı Dağları'nın
yapısına I. Zaman kıvrımlı şist ve kireç taşlarıyla yeşil kayalar hakimdir.
Bolkar Dağları'nın temelini de Aladağlar gibi kar bonifer sonu ile Permiyen
başına ait kireç taşları oluşturur. Pekçok kez deprem ve yanardağ
etkinliklerine uğrayan Bolkar Dağları, III. Zamandaki Alp Dağı oluşumuyla
bugünkü biçimini almıştır. Yerkabuğundaki büyük yüzey şekillerinin oluşumuna
yol açan eguojenik hareketlerin Sonuncusu ise, dağların günümüzdeki
yüksekliğine ulaşmasını sağlamıştır. Bolkar Dağları'nın yüksek kesimlerinde IV.
Zaman (Kuvaterner) a ait buzlaşmanın izleri görülür. Adana Havzası III. zamanın
sonlarına doğru deniz ve kara kökenli sedimentlerin çökelmesi ile oluşmuştur.
Karışık yapılı bir delta olan Çukurova'nın güneyindeki bölüm, Halosende (y.10
bin yıl öncesinden bu güne) alüvyon yığılmasıyla yeni eklenmiştir. Bunun
gerisinde Pleishosen'e (y. 2,5 milyon yıl 10 bin yıl önce) ait daha eski bir
delta vardır. Bu eski deltanın yüzeyleri bugün üç ayrı taraça halinde yüksekte
kalmıştır.
DEĞERLERİYLE ADANA
Adana ve yöresi doğal güzellikleri ve
çeşitli uygarlıkların yaşandığı bir bölge olması nedeniyle önemlidir. Bu
bakımdan her tür turizme uygun bir yerdir. Çok sayıda kale, köprü, cami, kilise,
ören yeri, han, hamam, müzesi ile tarih ve kültür turizmi için, bir çok kilise
ve cami ile de inanç turizmi için bir çekim merkezidir. Toroslardaki yüksek
alanlar doğa yürüyüşü trakking, akarsulardaki patinaj, av turizmi, yayla
turizmi, mağra ve kanyon turizmi için dünyada az rastlanan güzelliklerle
doludur. İlde
ziyaret edenleri ağırlamak için beş yıldızlı, üçü dört yıldızlı, biri üç
yıldızlı, altısı iki yıdızlı, biri bir yıldızlı, bir adet de motel olmak üzere
14 adet Turizm Bakanlığından belgeli, 975 yatak kapasiteli otel, yedi adet
ikinci sınıf restoran, iki adet eğlence yeri bulunmaktadır. 30 adet seyahat
acentası faaliyet göstermektedir. Adana için önemli bir konaklama yeri olarak
HiltonSa'nın temeli 5 Ocak 1998 tarihinde atılmış olup, iki yılda bitirilmesi
planlanmıştır. 38 bin m2 alan üzerine inşaa edilmektedir. 310 oda, konferans
salonu, toplantı salonu ve diğer sosyal tesislerin yer aldığı proje içinde daha
sonra TURSA Ticaret Merkezi inşaa edilecektir.
Turizm Potansiyeli
Arkeoloji Tarih ve Kültür Turizmi
Arkeolojik sit bölgeleri,
tarihi kalıntılar ile kültürel ve etnoğrafik değerler; Adana ilinin en önemli
turizm kaynaklarındandır. İlde kültür amaçlı gezilerin önemli bir kısmı
Karatepe'ye yapılmaktadır. Plan döneminde de bu ilgi ve isteğin süreceği
sanılmaktadır. Karatepe konumu itibariyle, arkeolojik değerlerinin yanısıra
doğal güzellikleri de içermektedir. Sit Bölgesi Aslantaş baraj gölü, çam
ormanları ile kaplı bu alan;
Çevre Bilimsel (Ekoloji Turizmi)
160
km uzunluğundaki kıyı şeridinin

Rafting
Tahtalı dağlarından doğan Tufanbeyli,
Saimbeyli ve Feke ilçelerinde geçen aşağıda Seyhan nehrine karışarak denize
dökülen Göksu ırmağı kıvrımlı güzergahı ve uygun debisi ile rafting sporuna çok
uygundur.
Termal Turizmi
İlde termal turizmi fazla
önem taşımasa da yöre halkınca termal turizm alanlarından faydalanılmaktadır.
Bunlar Aladağ yakınlarındaki Acısu İçmesi, Ceyhan yakınlarındaki Tahtalıköy,
Kokarpınar İçmeleri, kent merkezindeki Kurttepe, Alihocalıdır.
Yayla Turizmi Çukurova'da
yazları sıcak ve kurak geçmesinden dolayı yayla turizmi oldukça gelişmiştir.
Yöre halkı yazları yaylalara
çıkmaktadır. Bu
yaylaların en önemlileri Tekir, Bürücek, Hamidiye, Fındıklı, Asar, Asmacık,
Armutoluk, Belemedik, Kızıldağ, Meydan, Çamlıyayladır.
Mağra ve Kanyon Turizmi Aladağ'daki Bığbığ
mağrası doğal güzelliği ile mağra turizmine, Feke'deki Göksu ırmağının
oluşturduğu vadi ise kanyon turizmine çok uygun alanlardır
Doğa Yürüyüşü (Trakking) Bu spor için
Toroslarda çok sayıda güzergah bulunmaktadır. Ancak bunların en önemlisi
Pozantı ilçesinden
Hamidiye köyünden
başlayıp Eyner suyuna kadar olan kısmıdır.
Av Turizmi İl sınırları içinde Toros
dağlarında dağ keçisi, geyik, yaban domuzu, keklik, bıldırcın, üvelik, tavşan,
yaban ördeği, yaban kazı ve benzerinin avı mevsimine göre yapılmaktadır. İlde
deniz avcılığı da gelişmiştir. Yumurtalık'ta Çamlık ve Yerkuma, Karataş'ta
Akyatan, Tuzla ve Burma boğazı dalyanlarında kefal, levrek, çupra, lagos, dil
balığı,
kara kulak, mercan ve
karides avı ile baraj göllerinde sudak, sazan, yayın(gelebicin), yılanbalığı
avı yapılmaktadır.Göl ve Su Sporları Turizmi Seyhan, Çatalan, baraj
gölleri su sporlarının gelişmesi için oldukça uygundur.Golf Sporu ve Turizmi İlde
sahil bandında golf sporuna uygun alanlar ve potansiyel bulunmaktadır.Kıyı
Kesimi ve Deniz Turizmi Adana'nın
Yumurtalık ve Karataş ilçeleri Akdeniz'e kıyısı olan ve deniz turizmi
bakımından önemli merkezlerdir. Yılın altı ayı buranın güzel kıyılarından
faydalanarak yüzme sporu ihtiyacı giderilmektedir.İnanç Turizmi
Adanada Kent merkezindeki Bebekli Klise,
Saimbeyli'deki Kale Kilise(Kara Kilise), Şar'daki Antik Kilise ve Kent
kalıntıları, Aladağ'daki Akören Kilisesi inanç turizmi bakımından önemli
yerlerdir.
Kayak Sporları ve
Turizmi
Karaisalı'daki Kızıldağ yaylası,
Pozantı'daki Karanfil dağı kamp ve kayak sporuna uygundur. Elmalı kayak merkezi
kurulmaktadır.

Bir toplumun maddi ve manevi değerlerinin
birikimi, o toplumun kültürünü meydana getirir. Bir çok iç ve dış etkenlerin
yarattığı sentez, toplumun belli bir dönemdeki kültürünü belirler. Verimli
topraklar ve coğrafi konumu nedeni ile tarih öncesi çağlardan başlayarak
değişik ulusların akınına uğramış bölgede Çukurova kültürünü bu uygarlıklardan parça
parça briktirilmiş taşlarla oluşturulmuş bir yapı olarak tanımlamak da
mümkündür.
Bu kültür sentezini
oluşturan etkenler içinde Hitit kültürü ağırlıklı bir yer tutmakla birlikte,
diğer
ulusların verdiği
katkılarla da tarih boyunca zenginleşmiştir. Burada hüküm sürmüş 10 medeniyetin
etkileri Adana'nın kültür yaşamında, hala görülmekte ve hissedilmektedir. Adana
ve Çukurova kültürünü önemli şekilde etkileyen gruplar özellikle göçebe,
Türkmen ve yörük aşiretleridir.
7-11.yy. arası Bizanslılar, Araplar ve aradaki küçük
bir çok siyasi toplulukların kültür etkileri altında gelişen Anadolu, 11,yy.
dan itibaren tamamen Selçuklu kültürü etkisi altına girmiştir. Selçukluların ve
onları takiben beylik devrinin
etkileri Çukurova'da
çok belirgindir. Beylik devrine damgasını vuran Ramazanoğlu Beyliğinin zengin
kültür varlıkları bugün de hala görülmektedir. Beylikler sonrası Osmanlı
devrinden kalma yazılı kaynaklar (Şeri/mahkeme Sicilleri veya Ziya Paşa devri
kayıtları) zamanın gelişimine ışık tutmaktadır.
Ovadan çok Toroslarda yerleşen Türk (Yörük, Türkmen) aşiretleri
uzun yüzyıllar dış etkenlere kapalı kalmış ve en az 10-15 asırlık Türk Müslüman
kültürünü pek fazla değişmeden muhafaza etmeyi başarmışlardır. Adana'nın daha
ovalık kesimlere yerleşmesi 19.yy. (Osmanlı devrine, Cevdet ve Derviş Paşalar
dönemine ) rastlamaktadır. Özellikle 19.ve20. yüzyıllarda Adana ovasında
yerleşimin artmasıyla tarımda ve sanayileşmede büyük atılımların olması,
yörenin kültüründe büyük değişiklikler yaratmıştır. Ayrıca yörede yayla, deniz
ve ova kültürünün de karışımı ile yeni bir kent kültürü meydana gelmiştir.
Çeşitli Kültürlerin Yörede Bıraktığı İzler
İlde çeşitli uygarlıklara
ait toplam 65 adet büyük boyutlu sit alanı bulunmaktadır. Bu sit alanları
içinde Kozan merkez ve Seyhan ilçe merkezi gibi kentsel sitler, Misis,
Magarsus, Anavarza gibi arkeolojik sitler, Ağyatan, Akyatan, Yumurtalık Lagünü
gibi doğal sitler, ayrıca anıtsal nitelikli kültür varlıkları da bulunmaktadır.
Bunlar Misis ve Adana Taşköprüsü, Ulucami, Arasta, han-hamam gibi dini, askeri
ve resmi yapılardır.
İldeki Kültür Kuruluşları
Adana Arkeoloji Müzesi
1924 yılında Alyanazade
Halil Kamil Bey tarafından Taşköprü yakınındaki Cafer Paşa medresesinde
açılmıştır. 1950
yılında bugünkü Etnoğrafya müzesine, 5 Ocak 1972 tarihinde de bugünkü yerine
(Girne köprüsü yanı) taşınmıştır. Müzeye eserler kazı, hibe, el koyma ve
satınalma yoluyla toplanmıştır. En önemlileri Aşi Lahdi, Antropoit Lahid, Bronz
Senatör Heykeli, Urartu dönemine ait madeni eşyalardır.
Etnoğrafya Müzesi
İl merkezinde, Kuruköprü&'de 1845 yılında
yapılmış ve terkedilmiş kilise binası 1924 yılında müze haline getirilmiştir.
Buranın Etnoğrafya müzesi olarak kullanılması 1983 yılındadır.
Atatürk Bilim Kültür Merkezi
Müze binası Seyhan caddesi
üzerinde 19.yüzyılda yapılmış geleneksel Adana evlerindedir. İki katlı çıkmalı,
kırma çatılı, ahşap bir yapıdır. Ramazanoğullarından Suphi Paşa'ya ait olan
binada Atatürk, 15 Mart 1923'te Adana'ya geldiğinde eşiyle birlikte kalmıştır.
Bina, Atatürk Kültür ve Bilim Merkezi Koruma
ve Yaşatma Derneğince
ve halkın katkılarıyla restore edilmiştir. 1981 yılında Müze Müdürlüğü'ne bağlı
olarak hizmete açılmıştır.
Misis Mozaik Müzesi
1959 yılında Misis höyüğünün
batı yönündeki sırtında açılmıştır. Adana Arkeoloji müzesine bağlıdır. Müzede
yer alan mozaikler bu sanatın en gelişmiş zamanı olan 4.yüzyılın sonlarına ait
bazilika tipinde bir tapınağın zemin mozaikleridir. Müzenin duvarları ışığı
geçirecek şekilde cam tuğlalardan oluşmuştur. Bu mozaiklerin ortaya
çıkartılmasında Alman Arkeologları Prof.Bossert ve Dr.Sudwing Budde yardımcı
olmuşlardır.
Anıtlar Müdürlüğü
1984 yılında kurulan 1985
yılında faaliyete geçen Adana Röleve Anıtlar Müdürlüğü Kültür Bakanlığı'na ait taşınmaz
kültür ve tabiat varlıkları ile müzelerin bakım, onarım, inşaat restorasyon,
müze ve çevre düzenlenmesine ait her türlü etüd, proje ve uygulama hizmetlerini
yapmaktadır. Müdürlüğün çalışma alanına Adıyaman, Hatay, Gazintep, İçel,
Kahramanmaraş, Kilis ve Osmaniye illeri girmektedir.
Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Müdürlüğü
1987 yılında kurulmuş, 1988
yılında faaliyete başlamıştır. Müdürlüğün çalışma alanına Adıyaman, Hatay,
Gaziantep, İçel, Kahramanmaraş, Kilis ve Osmaniye illeri girmektedir.
Çalışmalar beş akademik üyeden oluşan bir kurul tarafından yürütülmektedir. Bu
kurul adı geçen İllerdeki korunması gerekli Kültür ve Tabiat varlıkları
hakkında karar vermektedir.
KÜLTÜR MERKEZLERİ Adana İl Halk Kütüphanesi
1923 yılında Şeyh
Ramazanoğlu kitaplıklarının birleştirilmesi ile kurulmuştur. 1963 yılında İl
Halk Kütüphanesi adını almıştır. 5 Ocak 1976 tarihinde de Kültür Sitesi'ne
taşınmıştır.
Çağdaş Çocuk Kütüphanesi
Gazipaşa
Bulvarı, Celalettin Sayhan İlköğretim Okulu bahçesinde hizmet vermektedir.
Mehmet Sabancı Çocuk Kütüphanesi
Yavuzlar Mahallesinde Hacı Ömer
Sabancı Vakfı tarafından yaptırılan iki katlı binada hizmet vermektedir.
100. Yıl Çocuk Kütüphanesi
İncirlik Kasabasında 1981 yılında Belediye tarafından verilen
binada hizmete girmiştir.
Ayrıca Ceyhan, Feke, İmamoğlu, Karaisalı,
Kozan, Pozantı, Saimbeyli, Tufanbeyli, Yumurtalık ilçeleri ile Sağkaya ve
Mercimek beldelerinde de Halk Kütüphaneleri bulunmaktadır.
Devlet Güzel Sanatlar Galerisi
Galeri 1978
tarihinde hizmete girmiştir. 1981 yılında Hacı Ömer Sabancı Kültür Mrkezine
taşınmıştır. Galerinin amacı, topluma plastik sanat zevkini yaymak ve
geliştirmek, sanatçılara eserlerini sergileme kolaylığı sağlamak, dünyadaki
plastik sanat eserlerini tanıtmak ve sevdirmektir.
Tiyatrolar
Adana'da ilk tiyatro 1880 yılında şair Ziya
Paşa'nın Adana Valiliği sırasında kurulmuştur. Adana Büyükşehir Belediyesi
binası içinde bulunan Şehir Tiyatrosu 1926-1938 yılları arasında Belediye
Başkanlığı yapmış olan Turhan Cemal Beriker tarafından halkevi olarak
yapılmıştır. 1941-1948 yıllarında Halkevi Başkanı Gazeteci Nihat Oral, bu
konuda ileri bir adım atmış ve tiyatronun gençlik kolunu kurmuştur. Tiyatro ara
ara açılıp kapanmış, bu gün hala çalışmalarına devam etmektedir. Ayrıca Hacı
Ömer Sabancı Kültür Sitesi'nde Kültür Bakanlığı'na bağlı olarak çalışmalarını
sürdüren Devlet Tiyatrosu bulunmaktadır.
Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası
Kültür Bakanlığı Güzel
Sanatlar Genel Müdürlüğü'ne bağlı olarak 1990 yılında kurulmuştur. 5 Ocak
1991 yılında ilk
konserini vermiştir. Konserlerinde yerli ve yabancı birçok şef ve solist
sanatçıyı konuk etmekte, ayrıca yurtiçi ve yurtdışında konserler vermektedir.
Altın Koza Kültür ve
Sanat Festivali
1969 yılında günümüze kadar
devam eden bu gelenek etkinliğini gittikçe artırarak Adana'nın ismini duyuran
önemli bir sanat olayı haline gelmiştir. Türk sinemasının gelişmesinde de
önemli katkıları olmaktadır.
Halk Edebiyatı ve Aşıklar Geleneği
Çukurova'da, halk edebiyatı ve aşıklar geleneği yüzyıllardan
beri sürmektedir. Bu konu ile ilgili yapılan araştırmalarda birçok masal,
efsane, fıkra, ağıt v.b. derlenmiştir. Bunlardan en iyi korunanı aşıklık
gelenrğidir. Adana'da aşıklar, sazlı(telden), sazsız(dilden) olmak üzere iki
gruba ayrılır. Karacaoğlan, Dadaloğlu aşıkların en ünlülerindendir. Bunların
dışında yörede Aşık Yusuf, Deli Boran, Feymani, Osman Eyyubi, Aşık Abdullah,
Gündeşlioğlu, İlbeylioğlu, Kara Osman, Kul Halil, Kul Seydi İçgözoğlu, Aşık
Karalı, Hacı Karakılçık, Abdulvahab Kocaman, Aşık Fidani, Aık Ömer, Aşık Ali,
Aşık Hüseyin, Derdiçek ve İnce Arap gibi birçok aşık yetişmiştir. Kadın halk
şairleri de bulunmaktadır. Bunların en ünlüleri; Durdu, Nazlı Gelin, Sinem Kız,
Hasibe Hatun ve Hasibe Ramazonoğlu'dur.
Geleneksel El
Sanatları
Yörede teknoloji ne kadar
gelişmiş olsa da yerel olarak el sanatları önemini korumaktadır. Özellikle
kırsal kesimde daha yaygın. Yrtkililer geleneksel el sanatlarını geliştirmek
için gayret göstermekte, bir çok yerde kooperatif yoluyla bu çalışmaları
desteklemektedir. En fazla yapılan el sanatları halı, kilim, çul, çuval, heybe,
seren ve benzerleridir.
Kültürel Dokuya Katkıda Bulunanlar Şair, Yazar, Ozan,
Aşık, Bestekar, Eleştirmen ve Gazeteciler
Sisi Abdi, Abdülnafi Üffer Efendi, Ahmet Ada,
Ziya Adalı, Admi, Rıza Polat Akkoyunlu, Mahmut Akan, Selma Aktan, Kanuni Ali,
Celal Arabacıoğlu, Turan Altıntaş, Mustafa Arif Arık, Hamit Salih Asyalı, Turan
Aydın, Nuri Ayvalı, Arif Bilen, Ali Bilgili, Recep Bilginer, Salih Bolat, Ceyhun
Can, Demirtaş Ceyhun, İbrahim Davutoğlu, Mehmet H.Doğan, Hakkı Dönmez, Kasım
Ener, Mehmet Ali Ferrahi, Seyfi Güldağlı, Feyyaz Kadri Gül, Mehmet Refik Gülek,
Asral Günşir, Ferit Celal Güven, Nevzat Güven, Nuri Hacı, Hakkı Bey (Yeğen
Ağazade), Hoca Mehmet Hayrettin, Muzaffer İzgü, Suphi İdrisoğlu, Abdulkadir
Kaçar, Karacaoğlan, Hacı Karakılçık, Reyhan Karataş, Cahit Kamışçı, Abdullah
Kartal, Orhan Kemal, Yaşar Kemal, A.Vahap Kocaman, Ahmet Köylügil, Salim
Küçüktanış, Celal Şakir Muter, Talat Muter, Turan Oflazoğlu, İhsan Altay Orhon,
Ümit Öcal, Abdulkadir Kemali Öğütcü, Arif Özbilen, Osman Özfidan, Ali
Püskülloğlu, Hasibe Ramazonoğlu, Seyit Osman Suriri, Kamuran Şipal, Pekşen
Tandoğan, Süleyman Şahin Tan, Osman Taşkaya, Eyyüp Todil, Mehmet Akif Tuncay,
Taha Toros, Tuncer Uçarel, Nuer Uğurlu, Çetin Yiğenoğlu, Mahmut Yivli, Çoban
Yurtçu, Cezmi Yurtsever, Ahmet Remzi Yüreğir, Çetin Remzi Yüreğir, Nihat
Ziyalan.
Sinema, Tiyatro Sanatçıları, Müzisyenler, Ressam ve
Hatatlar
Nedim Adanalı, Şadan Adanalı, Ahmet Akata, Aytaç Arman, İrfan
Atasoy, Halil Atılgan, Erol Büyükburç, Mustafa Ceylanlı, Etem Çalışkan, Nurhan
Damcıoğlu, Mahmut Dinle, Perihan Doygun, Yılmaz Duru, Coşkun Erdal, Fatih
Erenler, Yusuf Erkişi, Can Etili, Nazife Güleryüz, Salih Güney, Hatat Hacı, Mahmut
Hekimoğlu, Hüseyin İleri, Celal İnce, Bilal İnci, Suna Kan, Gani Karaca, Demir
Karahan, Abdurrahman Keskiner, Arif Keskiner, Ercan Kont, Yılmaz Köksal,
Barışmanço, Sadettin Öktenay, Hasan Özel, Hasan Özçivi, Ali Hbibp Özgentürk,
İsmail Polat, Mustafa Sağyaşar, Suavi Soney, Erkan Sürmen, Ali Şen, Şener Şen,
Necmi Şenel, Güven Şengil, Ali Şenozan, Aziz Şenses, Ferdi Tayfur, Faruk Tınaz,
Tolgahan,
Danyal Topatan,
Seyhan Tütün, Abdurrahman Yağdıran, Meral Zeren.
Bilim Alanında Ünlüler
Abdullah Sisi, Abdurrahman Efendi, Remzi Oğuz Arık, İbrahim Ağah
Çubukçu, Hamza Eroğlu, Ahmet Ramazanoğlu, Ali Sevim.
Folklor
Çok değişik uygarlıkların yaşamına sahne
olan Çukurova'da Folklor'un da zengin olması doğaldır.
Tarihin çok eski çağlarında
yaşayan medeniyetlere ait folklor ürünlerinin hangilerinin bugüne kadar
yaşadığı, hangilerinin folklor verimi ile bütünleştiğini saptamaya olanak
yoktur. Yöre Türk folklorunun tarihi başlangıcını da 7.yüzyıl olarak söylemek
doğru olur.
Anadolu folklorunun genel
karekteristiği yöre folklorün de, bazı değişikliklerle aynen görülmektedir.
İklim, iş bölümü, gelenek ve görenekler, folklorun bölge içinde diğer bölgelere
göre başkalaşmasına önemli ölçüde etken olmuştur. Şölen, av folkloru ile bu
yaşam biçimine uygun giyim, özgür yaşam tavrı bu etkilerle oluşmuş önemli
folklor özelliklerindendir.
Adana köylerinin bir
kısmında hakim olan giyim tarzı, düğünler, cirit, güreş, sinsin gibi oyunlar
varlıklarını devam ettiren folklor özellikleridir.
Halk Ozonları İlin
Yetiştirdiği halk ozanlarının başında Karacaoğlan ve Dadalloğlu gelir. Bunların
yanısıra ünü çevresini aşmayan sayısıs halk ozanı da vardır.
Geleneksel Yiyecek ve
İçecekler
Adana yöresinin zengin bir yemek kültürü bulunmaktadır. Bu yemek
kültürünün bu kadar zengin olmasının nedeni çeşitli kültürlerin etkisinde
kalması ve onların yemekleri ile kendi yemeklerini damak
zevkine uygun olarak
birleştirmesidir. Adana yemeklerinin en önemli özelliği un, bulgur, et sebze
ile çeşitli baharatların çok kullanılmasıdır. Aynı zamanda süt, yoğurt, peynir,
çökelekte bol miktarda kullanılmaktadır. Özellikle etli yemekler sebze ile
birleştirilerek yapılır. Bakliyat türleri ile sebze yemekleri ve çorbalarda bol
miktarda kullanılmaktadır.
En Ünlü Yemekler
Adana kıyma kebabı, Adana kuşbaşı, içli
köfte, kısır, işkembe dolması vb. Ünlü İçecekler
Şalgam suyu, aşlama(meyan kökü), ayran.
En Ünlü Tatlılar
Taş kadayıf, karakuş tatlısı, nemse tatlısı, halka tatlısı ve bici-bici'dir.
İlçe sayısı 13 olan
Adana’nın 46 Belediyesi, 550 köyü bulunmaktadır. 05.06.1986 tarihinde çıkarılan
3306 sayılı yasa ile Büyükşehir statüsüne kavuşmuştur. 28.10.1996 sayılı Resmi
Gazete’de yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile Osmaniye ilçesi Adana’dan ayrılarak
İl olmuş, Adana’nın Kadirli, Düziçi, Bahçe ilçeleri Osmaniye’ye bağlanmıştır.
Karaköy
adıyla 1835 yılından itibaren Karaisali ilçesine bağlı bucak merkezi iken, 1973
yılında belediye teşkilatı kurulmuş ve ismi de Karsantı olarak değişmiştir.
Yüzölçümü 1380 km2 olan ilçe coğrafi yapısı nedeniyle idari yönden kolaylık
sağlanması amacıyla 09.06.1987 tarih ve 3392 sayılı kanunla Aladağ ismini
almıştır.
Aladağ İlçesi, dağlık ve engebeli derin
vadili bir alan üzerine kurulmuş olup, denizden yüksekliği 850 metredir.
Yaz aylarının serin geçtiği ilçede Çukurova
yöresinden halkın yoğun olarak göç ettiği Başpınar, Meydan ve Tekir yaylaları
bulunmaktadır.
İlçe sınırları içinde Kapuzbaşı Şelalesi
ile Eyner Simit Şelalesi görülmeye değer birer doğa güzellikleridir. İlçe
Adana'ya
İlçede Bulunan Eserler
Akören Kalesi, Mazılık ören yeri ve kalesi, bunların batısında
Postyağbasan kalesi, 3 adet de kilise bulunmaktadır.

Fenikeliler
döneminden beri bir yerleşim merkezi olan Ceyhan çeşitli uygarlıkların etkisi
altında kalmıştır. 1516 yılından itibaren Osmanlı idaresine giren Ceyhan,
1864'te Kırımdan gelen Nogay Türklerinin buraya iskanı ile Yarsuvat, II.Sultan
Abdulhamit döneminde ise Hamidiye, daha sonra da Ceyhan nehrinden dolayı 1926
yılında Ceyhan ismini almıştır.
İlçe Adana'ya
İlçede Bulunan Eserler
Kurtkulağı
Kervansarayı, Yılankale, Ulu Cami, Sirkeli Höyüğü, Muradiye Cami, Durhasan
Türbesi, Dumlu Kalesi
İlin
kuzey kesiminde Çukurova'yı İç Anadolu'ya bağlayan Gülek
geçidinden sonra
ikinci yol üzerindedir. Tarihi çok eskilere dayanan Feke sırasıyla M.Ö.
16.yy'da Hititlerin, M.Ö.6.yy'da Perslerin, M.Ö. 333 yılında Büyük İskender'in
eline geçmiş, daha sonra da Romalılar ve Bizanslıların idaresine girmiştir.
Kilikya'ya Arap-İslam orduları girdikten
sonra buradaki Ermeni muhacirleri 1081 yılında Toroslara yerleşmiş ve Vahka
Feke Kalesini Bizanslıların elinden almışlardır. Yöre daha sonra Memlüklere
geçmiş, Türk boylarının Anadolu'ya gelmesi sonucunda bölgeye Türkler egemen
olmuştur. Feke, 1942 yılında bugünkü
bulunduğu yere taşınmıştır. Adana'ya
İlçede Bulunan Eserler
İlçenin kuzeydoğusundaki
eski ilçe merkezinde bulunan kalenin 12.yüzyılda Bizanslılar tarafından
yapıldığı sanılmaktadır.
1930'larda
bir konaklama evi bulunurken 1936 yılında yöreye Romanya'dan muhacirler gelerek
bugünkü şehirmerkezinin bulunduğu yere planlı bir şekilde yerleştirilmiştir.
Daha sonra Kozan ve Ceyhan İlçelerinde yaşayan göçmenler de İmamoğlu'nda
toplanmışlardır. 30.07.1959 tarihinde bucak teşkilatı, 1964 yılında belediye
teşkilatı kurulan ilçe 18.07.1983 tarihinde Kozan ilçesinden ayrılmış ve yeni
bir ilçe statüsüne girmiştir.
Adana'ya
Tarihi
geçmişi Roma devrine kadar uzanan ilçe merkezinin güneyinde Romalılara ait şehir
kalıntılarına rastlanmaktadır.
Çeşitli uygarlıkların yaşadığı bu yer
Türklerin Anadolu'ya yerleşmesinden sonra "Çeceli" adını
almıştır.Yerleşik halk Yüreğir ve Menemencioğlu soyundandır. Karaisalı adını
Ramazanoğullarından Karaisalı Bey'den dolayı almıştır. İlk ilçe merkezinin
bugünkü Hacılı köyü olduğu söylenmektedir. 70 köyü olan Karaisalı ilçesi
Adana'ya
İlçede Bulunan Eserler
İlçede en eski cami 150-160 yıllıktır. Karakılıç köyü
yakınlarında Milvan kale bulunmaktadır. Ortaçağ dönemine aittir.
M.Ö.
1000 yıllarında Magarsus adıyla kurulmuş bir liman şehri olan ilçe, Arzana,
Hitit, Yunan, Roma, Bizans, Ortaçağda Roma ve Abbasilerin egemenliğini yaşamış,
1517 yılında Osmanlıların eline geçmiştir. I.Dünya savaşından sonra bir yıl
Fransızların işgalinde kalmış, 1928 yılında bucak teşkilatı kurulmuştur. 1957
yılında da ilçe olmuştur.
46 köyü olan Karataş ilçesi Adana şehrinin
güneyinde bir sahil şehri olup, il merkezine
İlçede Bulunan Eserler
Yanık Kilise(Karakilise Kalıntısı), Antik Magarsus Kilisesi,
Menzil Hanı Kalıntısı, Tarihi Han Kalıntısı, Amfi Tiyatro

Tarihi
M.Ö. 1900 yıllarında dayanan ilçe, uzun yıllar Hitit Krallığı'nın bir merkezi
olmuştur. Daha sonra Asurlular, İranlılar, Araplar, Selokidler, Romalılar ve
Bizanslılarca yönetilmiştir. Yakınçağda "Sis" olarak anılan yöreye
Ermeniler, Selçuklular, Ramazanoğulları egemen olmuş, 1854'te Osmanlılar'a
isyan eden Kozanoğulları Kozan, Kadirli ve Karaisalı ilçelerini almak
istemişlerdir. Kurtuluş savaşından sonra burada bulunan Fransıs ve Ermeniler
ilçeyi terketmişlerdir. Kozan, 1923 yılında vilayet, 1926 yılında ilçe olmuş ve
Adana'ya bağlanmıştır. İlçenin il merkezine uzaklığı
İlçede Bulunan Eserler
Kozan Kalesi, Bucak Kalesi, Hoşkadem Cami, Pelesel Manastırı
Kalıntıları, Anavarza Kalesi ve Kalıntıları
Adana'nın
kuzeyinde, Toros dağlarından Anadolu'ya geçiş yolu üzerinde kurulan Pozantı
ilçesi, ismini yakınında bulunan Doğu Roma şehri olan "Podantrani'den
almıştır. Pozantı ve çevresi Hitit, Pers, Roma, Bizanslılar ve Abbasilerin
idaresine girmiş, 1071 yılında da Türklerin eline geçmiştir. 1517 yılında
Osmanlı topraklarına katılmıştır. 1914-1917 yılları arasında demiryolunun
bölgeye gelmesi ile Pozantı'da kesin yerleşim düzenine geçilmiştir. 1919-1920
yıllarında Fransızların işgaline uğrayan yöre halkı direnişe geçmiş ve 1920
yılında Pozantı işgalden kurtulmuştur. Bu dönemde Yeni Adana ismi ile il
merkezi, sonra da bu statüsünü kaybederek Karaisalı'ya bağlı bir bucak merkezi
olmuştur. 1954 yılında da Adana'ya bağlı ilçe merkezi olarak idari yapısını
sürdürmektedir. 16 köyü olan Pozantı ilçesinin il merkezine uzaklığı
İlçede Bulunan Eserler
Kızıl Tabya, Ak Tabya, Yakapınar Köprüsü, Anaşka Kalesi
İlçenin
kuruluşu hakkında elde kesin bilgiler bulunmaktadır. Tarihi kalıntılara göre
Hititler devrine kadar uzanmaktadır. İlçenin eski adı "Haçin" dir. Bu
ismin de ovaya egemen olan Anavarza Beyliğin'den geldiği ve Bey Toryo'nun
oğlunun adı olduğu bilinmektedir. Bölge çeşitli uygarlıkların etkisi altında
kalmıştır. Osmanlı döneminde Maraş sancağının Elbistan kazasına bağlanmıştır.
Kurtuluş savaşı sırasında Fransız işgali altında kalmış, 18 Ekim 1920'de
Yüzbaşı Doğan ve Kaymakam Saim Bey tarafından kurtarılan bölge 1922 yılında
Kaymakam Saim Bey'den dolayı bu adı almış, yeni bir ilçe olarak kurulmuştur.
1928 yılında bugünkü yerine nakledilmiştir. Adana merkezine uzaklığı
İlçede Bulunan Eserler
Saimbeyli
Kalesi

SEYHAN Seyhan, Adana ilinin merkez
ilçesi iken, 05.06.1986 tarihinde ayrı bir ilçe olmuştur. Çeşitli uygarlıkların
kent merkezi olma konumu yüzyıllar boyunca devam ettirmiştir. İlçe 1918-1920 tarihi arasında Fransız
işgalinde kalmış ve 05.01.1922 de düşmandan kurtarılmıştır. Denizden yüksekliği
İlçede Bulunan Eserler
Taşköprü, Bebekli Kilise, Saat Kulesi, Bedestan, Ulu Cami, Yağ
Cami, Yeni Cami, Hasanağa Cami(Hasan Kethüda), Kemeraltı Cami, Akça Mescit
(Ağca Mescit), Ramazanoğlu Konağı ve Harem Dairesi, Çarşı Hamamı, Irmak Hamamı,
Gök Hanı Kapısı, Bahçe Paşa Çeşmesi

İlçenin
yerleşim yeri çok eski tarihlere dayanmaktadır. Bunun örnekleri olarak ilçenin
kuzeyinde Sur Hacıbekri, Hanyeri köyü yakınındaki höyükler, aynı zamanda
ilçenin güneyindeki kale kalıntısı, ören yerleri buranın tarihinin çok eski
uygarlıklara dayandığını göstermektedir.
İlçe Hüketçe adıyla Saimbeyli ilçesine
bağlı bir bucak merkezi iken 28.04.1958'de Saimbeyli'den ayrılarak Mağra adıyla
ilçe olmuştur. Daha sonra ismi Kurtuluş savaşında büyük kahramanlıklar gösteren
Osman Tufanbey'in adından dolayı Tufanbeyli olmuştur. Denizden yüksekliği
1474 olup, Adana'ya
İlçede Bulunan Eserler
Şar Harabeleri, Romalılardan kalma Amfi tiyatro ile Bizans kilise kalıntıları bulunmaktadır. Gebze mevkiinde Hititlere ait kaya kabartmalarına rastlanmaktadır.
YUMURTALIK
İlçe, Ceyhan'a bağlı
bir bucak merkezi iken 1959 yılında ilçe olmuştur. Eski adı Ayas olan
Yumurtalık'ın tarihi ortaçağlara kadar uzanmaktadır. Bir liman şehri olarak
bilinen ilçede eski uygarlıklara ait çeşitli eserlere rastlanmaktadır. Bir
sahil ilçesi olan Yumurtalık'ta nüfus yaz aylarında 30+40 bin civarına yükselmektedir.
Şehir merkezine yakınlığı, kültürel
değerleri, temiz ve berrak denizi, güneşlenmeye uygun geniş plajı ile cazip bir
tatil merkezi özeliği taşımaktadır. Son yıllarda pansiyonculukta büyük
gelişmeler görülmektedir. Adana merkezine
İlçede Bulunan Eserler
İlçede Ayas kalesi, Süleyman kulesi ve Markopolo iskelesi
bulunmaktadır. Yapılış tarihi konularında kesin bilgi olmamakla beraber Orta
Çağda yapıldığı tahmin edilmektedir.
Adana merkez ilçesinden
05.06.1986 tarihinde ayrılarak ayrı bir ilçe olmuştur. İsmini M.S.1250-1352
Yılları arasında Türk Oğuz boyundan üçoklara ait Yüreğir aşiretinin buraya
yerleşmesinden dolayı almıştır. Denizden yüksekliği
İlçede Bulunan Eserler
İlk ve ortaçağda
önemli bir yerleşim merkezi olan Yüreğir ve yöresinde eski eser olarak köprü ve
höyük, yer mozaikleri ve su kemerleri, hamam ve kervansaray bulunmaktadır. Bu
eserler Hitit, Roma, Selçuk ve Osmanlı dönemlerine aittir.